We record events, specially between Pakistan and Turkey. Views expressed are blogger's own.
President of Pakistan felicitates Turkish counterpart
Islamabad, 2 November 2015: President Mamnoon Hussain on Monday telephoned Turkish President Recep Tayyip Erdogan and felicitated on the success of Justice and Development Party (AKP) in elections. The President hoped that democracy would further strengthen in Turkey with the success of AKP and as a result prosperity of the people will increase. The President said that Pakistan and Turkey are two brotherly countries adding that their friendship based on common faith and history is growing day by day. The President hoped that under the leadership of President Recep Tayyip Erdogan brotherly relations and people to people contacts between the two countries would further expand. Turkish President Recep Tayyip Erdogan thanked President Mamnoon and said that Pakistan-Turkey relations would attain new heights of friendship.
Alt Kıtada Dinmeyen Gözyaşı: Keşmir - Prof.Dr.Mehmet Seyfettin EROL 29 Ekim 2015
İkinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere’nin sömürgelerini bir bir tasfiye etmek zorunda kalması, beraberinde yeni sorunları da getirdi. Bu sorun alanlarının başında ise üç yer geliyor: Kıbrıs, Filistin ve Keşmir. Her üçünün de başlangıç tarihleri neredeyse aynı.
Günümüze kadar devam eden bu sorunların ağırlıklı coğrafyasının İslam dünyası olması da işin bir diğer dikkat çekici boyutu. Sistematik bir şekilde oluşturulan bu “Kara Delikler”, başta İngiltere olmak üzere Batı dünyasının bu coğrafya ile hesaplarının daha bitmediğinin en temel göstergesi olarak kabul edilebilir.
***
Kıbrıs sorununda şimdilik gözyaşı durmuş vaziyette. Bunun en önemli nedeni ise, Kıbrıs Türk halkının arkasındaki Türkiye gerçeğidir. Bugünlerde bazıları bunu inkâr etmeye kalksa da, en azından efsanevi Filistin lideri rahmetli Yaser Arafat’ın “Siz şanslısınız. Sizin arkanızda Türkiye gibi bir anavatanınız var. Benim de arkamda bir anavatanım olsaydı, dağları yıkardım” tespiti bu gerçekliği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Keşmir’deki Müslüman halkın arkasında da Pakistan olmasaydı, belki bugün böyle bir meseleyi dahi konuşmuyor olacaktık. Çünkü ortada “Müslüman Keşmir” diye bir yer kalmayacaktı.
***
Pakistan’ın aç kalmak pahasına Müslüman Keşmir’e verdiği destek ortada. Sorunu en başından itibaren Birleşmiş Milletler platformunda çözmekten yana olan ve bu bağlamda 5 Ocak 1949’da Keşmir’de özgür ve tarafsız bir halkoylaması kararının alınmasında etkili olan Pakistan yeri geldiğinde savaşmaktan da kaçmıyor.
Keşmir sorununun ortaya çıkmasından bu yana bölgedeki Müslümanların gözyaşını dindirmeye yönelik olarak komşusu Hindistan’la girdiği dört savaşın nedeni de bu. Fakat bu savaşlara rağmen Keşmir halen azad değil; Cammu Keşmir. Çünkü bu savaşta Pakistan da yalnız. Ortada sadece İslam dünyasının adı var!
***
Himalaya eteklerinde yer alan ve 68 yıldır devam eden Keşmir Sorunu’nun temelinde İngiltere’nin böl-yönet politikası ve bunun bir sonucu olarak Keşmir’deki Müslüman halkın iradesinin Hintli Vali (Keşmir Mihracesi) tarafından gasp edilmesi ve Keşmir’in bir oldubitti ile Hindistan’a bağlanması hadisesi yatıyor.
Tabi bir de bunun Hindistan boyutu var ki, Keşmir’den tavizi, Hindistan’ın bütünlüğü-dağılması ve “yükselen karizması”nın çizilmesi ile eşdeğer tutuyor. Dolayısıyla Keşmir sorunu, Hindistan’ın birliği noktasında Hint milliyetçiliğinin temel meselelerinden biri haline getirilmiş durumda. Zaten sorunu içinden çıkılmaz bir hale getiren de Yeni Delhi’nin bu vtutumu.
***
Fakat bu gidişle mesele Hindistan’ı da fazlasıyla aşacak gibi görünüyor. ABD-Çin arasındaki güç mücadelesi ve örtülü savaşta ön plana çıkan terör örgütleri eğer önü alınamaz ise hem Pakistan’ın hem de Hindistan’ın başını fazlasıyla ağrıtacağa benziyor. Afganistan-Pakistan hattında etkili olmaya başlayan IŞİD’in Keşmir’den uzak durması mümkün değil. Keşmir’deki Çin varlığı, öyle ya da böyle bir hedef haline getirilebilir.
Bilindiği üzere, başlangıçta sadece Hindistan ve Pakistan arasında ön plana çıkan Keşmir sorunun bir üçüncü aktörü daha var. Hindistan’la 1962’de girdiği savaşta Keşmir’in bir kısmını işgal eden Çin, bu sorunun bir parçası durumunda. “Aksai Çin” olarak adlandırılan bölge, aslında üçe bölünmüş olan Keşmir’in Çin kontrolündeki bölgesini oluşturuyor.
***
“Uzaktaki Yakın Çevreler” anlayışı-mücadelesi, “Cennet Vadi” adıyla da bilinen ve stratejik konumu itibarıyla Güney Asya’nın kalbini oluşturan Keşmir’i yeni bir kriz alanı olmaya sürüklüyor. Pakistan yönetiminin bu konuda son dönemde vermeye başladığı mesajlar çok önemli. Pakistan’ın bu sorundaki kararlılığının-caydırıcılığının birer göstergesi durumunda olan füze denemeleri sonrası sorunun çözümünde kilit aktör olarak Hindistan’ı işaret etmesi dikkate alınmalı.
Pakistan’ın burada Yeni Delhi’ye verdiği mesaj; şu an için daha çok iki ülke arasında ön plana çıkan, bölgeselleşme sürecine giren Keşmir sorununun uluslararasılaşması. Eğer sorun uluslararasılaşır ise, o zaman bölge kaybedecek.
***
Sorunun uluslararasılaşmaması için hiç bir neden yok. Keşmir, adeta Asya’nın ikinci Fergana Vadisi. Fergana Vadisi nasıl Orta Asya devletlerinin tam ortasında yer alıyor ise, Keşmir de Çin (daha doğrusu Doğu Türkistan), Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet’in tam ortasında yer alıyor.
Keşmir’e tamamen hâkim olan gücün bölgeye önemli ölçüde güç projeksiyonu yapabileceği, her türlü dinamikleri rahatlıkla harekete geçirebileceği ortada. Daha somut bir ifadeyle, bölge bu devletlerin geleceği açısından önemli bir kilit konumunda. Dolayısıyla, temelinde jeo-kültürel farklılıkların olduğu “Keşmir Sorunu”, geldiği aşama itibarıyla küresel güç mücadelesinin, bir diğer ifadeyle Üçüncü Büyük Oyun’un da “cazip adreslerinden” biri konumunda. Hindistan’ın bu gelişmeleri görmemesi imkânsız...
Günümüze kadar devam eden bu sorunların ağırlıklı coğrafyasının İslam dünyası olması da işin bir diğer dikkat çekici boyutu. Sistematik bir şekilde oluşturulan bu “Kara Delikler”, başta İngiltere olmak üzere Batı dünyasının bu coğrafya ile hesaplarının daha bitmediğinin en temel göstergesi olarak kabul edilebilir.
***
Kıbrıs sorununda şimdilik gözyaşı durmuş vaziyette. Bunun en önemli nedeni ise, Kıbrıs Türk halkının arkasındaki Türkiye gerçeğidir. Bugünlerde bazıları bunu inkâr etmeye kalksa da, en azından efsanevi Filistin lideri rahmetli Yaser Arafat’ın “Siz şanslısınız. Sizin arkanızda Türkiye gibi bir anavatanınız var. Benim de arkamda bir anavatanım olsaydı, dağları yıkardım” tespiti bu gerçekliği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Keşmir’deki Müslüman halkın arkasında da Pakistan olmasaydı, belki bugün böyle bir meseleyi dahi konuşmuyor olacaktık. Çünkü ortada “Müslüman Keşmir” diye bir yer kalmayacaktı.
***
Pakistan’ın aç kalmak pahasına Müslüman Keşmir’e verdiği destek ortada. Sorunu en başından itibaren Birleşmiş Milletler platformunda çözmekten yana olan ve bu bağlamda 5 Ocak 1949’da Keşmir’de özgür ve tarafsız bir halkoylaması kararının alınmasında etkili olan Pakistan yeri geldiğinde savaşmaktan da kaçmıyor.
Keşmir sorununun ortaya çıkmasından bu yana bölgedeki Müslümanların gözyaşını dindirmeye yönelik olarak komşusu Hindistan’la girdiği dört savaşın nedeni de bu. Fakat bu savaşlara rağmen Keşmir halen azad değil; Cammu Keşmir. Çünkü bu savaşta Pakistan da yalnız. Ortada sadece İslam dünyasının adı var!
***
Himalaya eteklerinde yer alan ve 68 yıldır devam eden Keşmir Sorunu’nun temelinde İngiltere’nin böl-yönet politikası ve bunun bir sonucu olarak Keşmir’deki Müslüman halkın iradesinin Hintli Vali (Keşmir Mihracesi) tarafından gasp edilmesi ve Keşmir’in bir oldubitti ile Hindistan’a bağlanması hadisesi yatıyor.
Tabi bir de bunun Hindistan boyutu var ki, Keşmir’den tavizi, Hindistan’ın bütünlüğü-dağılması ve “yükselen karizması”nın çizilmesi ile eşdeğer tutuyor. Dolayısıyla Keşmir sorunu, Hindistan’ın birliği noktasında Hint milliyetçiliğinin temel meselelerinden biri haline getirilmiş durumda. Zaten sorunu içinden çıkılmaz bir hale getiren de Yeni Delhi’nin bu vtutumu.
***
Fakat bu gidişle mesele Hindistan’ı da fazlasıyla aşacak gibi görünüyor. ABD-Çin arasındaki güç mücadelesi ve örtülü savaşta ön plana çıkan terör örgütleri eğer önü alınamaz ise hem Pakistan’ın hem de Hindistan’ın başını fazlasıyla ağrıtacağa benziyor. Afganistan-Pakistan hattında etkili olmaya başlayan IŞİD’in Keşmir’den uzak durması mümkün değil. Keşmir’deki Çin varlığı, öyle ya da böyle bir hedef haline getirilebilir.
Bilindiği üzere, başlangıçta sadece Hindistan ve Pakistan arasında ön plana çıkan Keşmir sorunun bir üçüncü aktörü daha var. Hindistan’la 1962’de girdiği savaşta Keşmir’in bir kısmını işgal eden Çin, bu sorunun bir parçası durumunda. “Aksai Çin” olarak adlandırılan bölge, aslında üçe bölünmüş olan Keşmir’in Çin kontrolündeki bölgesini oluşturuyor.
***
“Uzaktaki Yakın Çevreler” anlayışı-mücadelesi, “Cennet Vadi” adıyla da bilinen ve stratejik konumu itibarıyla Güney Asya’nın kalbini oluşturan Keşmir’i yeni bir kriz alanı olmaya sürüklüyor. Pakistan yönetiminin bu konuda son dönemde vermeye başladığı mesajlar çok önemli. Pakistan’ın bu sorundaki kararlılığının-caydırıcılığının birer göstergesi durumunda olan füze denemeleri sonrası sorunun çözümünde kilit aktör olarak Hindistan’ı işaret etmesi dikkate alınmalı.
Pakistan’ın burada Yeni Delhi’ye verdiği mesaj; şu an için daha çok iki ülke arasında ön plana çıkan, bölgeselleşme sürecine giren Keşmir sorununun uluslararasılaşması. Eğer sorun uluslararasılaşır ise, o zaman bölge kaybedecek.
***
Sorunun uluslararasılaşmaması için hiç bir neden yok. Keşmir, adeta Asya’nın ikinci Fergana Vadisi. Fergana Vadisi nasıl Orta Asya devletlerinin tam ortasında yer alıyor ise, Keşmir de Çin (daha doğrusu Doğu Türkistan), Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet’in tam ortasında yer alıyor.
Keşmir’e tamamen hâkim olan gücün bölgeye önemli ölçüde güç projeksiyonu yapabileceği, her türlü dinamikleri rahatlıkla harekete geçirebileceği ortada. Daha somut bir ifadeyle, bölge bu devletlerin geleceği açısından önemli bir kilit konumunda. Dolayısıyla, temelinde jeo-kültürel farklılıkların olduğu “Keşmir Sorunu”, geldiği aşama itibarıyla küresel güç mücadelesinin, bir diğer ifadeyle Üçüncü Büyük Oyun’un da “cazip adreslerinden” biri konumunda. Hindistan’ın bu gelişmeleri görmemesi imkânsız...
Courtesy: Milli Gazete, 29 October 2015
External link http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Alt_Kitada_Dinmeyen_Gozyasi_Kesmir/26873
11. Üst Düzey Askeri Diyalog Grubu Toplatısında, Pakistan ve Türkiye derin bir işbirliği konusunda tekrar karar aldı.
Emekli
Korgeneral Muhammad Alam Khattak toplantının açılış bölümünde yaptığı
konuşmada, Pakistan ve Türkiye’nin yakın ilişkilere ve uluslararası konularda
benzer görüşlere sahip olmanın avantajını yaşadığını belirtti. Korgeneral
Muhammad Alam Khattak, Pakistan ve Türk
Silahlı Kuvvetleri arasında var olan mükemmel ilişkilere ve bu bağları
karşılıklı olarak geliştirme isteklerine
özellikle değindi. Başarılı Zarb-e-Azb operasyonu ile ilgili kısa bir
bilgi verdi.
Görüşmeler
sırasında, 2016 yılında iki ülke arasında gerçekleştirilecek ziyaret ve eğitim
programları da tamamlandı. Her iki ülke, aynı zamanda, ikili savunma işbirliği
alanında ilerleme kaydedildiğini belirtti ve karşılıklı dayanışmanın kapsamını
genişletme konularında anlaşmaya vardı.
Bölgede sürekli barış ve istikrarın
sağlanmasını için yakın çalışma içinde
olacaklarının sözünü verdi.
Her iki heyet,
34 adet T-37 uçağı ve yedek parçalarının Türkiye’den bedelsiz
olarak gönderilmesi için anlaşma imzaladı.
Üst Düzey Askeri
Diyalog Grubu, savunma alanındaki ilişkileri arttırmak amacıyla, sözleşme
politikaları ve hareket planlarına göre görevlendirilen Pakistan ve Türkiye
arasındaki en üst düzey kurumsal mekanizmadır. Üst Düzey Askeri Diyalog
Grubu’nun bir sonraki oturumu 2016 yılında Pakistan’da yapılacaktır.
Pakistan and Turkey reaffirm resolve to deepen defence cooperation at the 11th HLMDG meeting
ANKARA, 30
October 2015: The 11th meeting of the Pakistan-Turkey High Level
Military Dialogue Group (HLMDG) was held in Ankara on 27-28 October 2015.
Defence Secretary Lt. General (Retd.) Muhammad Alam Khattak led the Pakistan
delegation, while Deputy Chief of Turkish Armed Forces GeneralYaşar Güler
headed the Turkish delegation.
Lt. General (Retd.) Muhammad
Alam Khattak, in his
speech at the inaugural session, stated that both Pakistan and Turkey enjoy
close relations and havesimilarity of views on all international issues. He
particularly referred to the existing excellent cooperation between the Pakistan and Turkish armed forces and their mutual
desire to further intensifying these ties. He also briefed about the successful
military operation Zarb-e-Azb.
During the
proceedings, the proposed programme for training and exchange of visits to be
held during 2016 among the armed forces of the two countries was finalized. Both
sides also reviewed progress in the field of bilateral defence cooperation and
agreed to further enhance the scope of mutual collaboration. The two sides reaffirmed
their commitment to continue to work closely for the promotion of sustainable peace
and stability in the region.
The Defence
Secretary during his stay called on the Commander of Turkish Armed Forces
General Hulusi Akar, Undersecretary for National Defence Lt. General Sezai
Bostanci, and Undersecretary for Defence Industries Prof. Dr. İsmail Demir. Ambassador
of Pakistan Sohail Mahmood also attended these meetings. The Pakistan delegation
visited the Military Electronic Industries of Turkey (ASELSAN) as well.
Both sides
signed an agreement for the transfer of 34 T-37 aircraft and spares, whereby
Turkey will provide these on gratis basis.
The HLMDG is the highest level of
institutional mechanism between Pakistan and Turkey, mandated to charter
policies and action plans to promote ties in the defence field. The next session
of the HLMDG will be held in Pakistan in 2016.
Large-scale Pakistani participation in 3rd TUMEXPO Istanbul
“Pakistan
Pavilion” setup at the exhibition includes products in diverse sectors such as textiles,
garments, gems, jewelry, handicrafts, manufacturing, sports goods, surgical
instruments, tourism and food sectors.
Punjab
Board of Investment & Trade (PBIT), Embassy of
In
recent years, Pakistan ’s bilateral
relations with Turkey
have grown into a strategic partnership characterized by deeper economic and
commercial cooperation. Turkey
has also emerged as a key partner of Pakistan in a number of infrastructure
projects.
Mr.
Yasar Dogan, Chairman of TUMSIAD earlier visited Lahore
in September 2015 and extended an invitation to the Chief Minister, Punjab, for
sending a large delegation from Pakistan .
This initiative has brought together over 100 businesses from Pakistan to
extend partnerships and develop collaborations with the Turkish businesses.
Ankara’da kutlanan 50. Pakistan Savunma Günü’ne yüksek katılım gerçekleşti
ANKARA 20 Ekim 2015: Milli Savunma Bakanı Sayın Mehmet Vecdi Gönül, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, Türk Sihlı Kuvvetlerinin üst düzey mensupları, Ankara’da bulunan yabancı savunma ataşeleri, medya mensupları ve düşünce kuruluşlarının yekilileri ve Paksitan halkının katılımıyla kutlanan Pakistan 50. Savunma Gününde evsahipliğini Pakistan Büyükelçisi Sohail Mahmood , Savunma ve Hava ataşesi Tuğgeneral Abbas Ghumman yaptı.
Büyükelçi Sohail Mahmood konuklara hitaben yaptığı açılış konuşmasında, Pakistan Savunma gününün heryıl, 6 Eylül 1965 tarihinde başlatılan şiddetin ardından ağır saldıralara maaruz kalan anavatanlarını savunmuş kahraman Pakistan Silahlı Kuvvetlerine minnetin bir ifadesi olarak kutlandığını vurguladı. Büyükelçi Sohail Mahmood :”Yüce Allah’ın yardımıyla, Pakistan’ın kahramanları büyük güç ve karalılıkla bu saldırı planlarını en etkili şekilde bertaraf etmiştir, kahraman silahlı kuvvetlerinin göstermiş olduğu en üst düzey cesaret, kahramanlık, fedakarlık ve milletin vermiş olduğu kesintisiz destek ile bu başarıya ulaşılmıştır” dedi.
Büyükelçi Sohail Mahmood, konuşmasında ayrıca Pakistan’ın terör ve aşırıcılık ile vermiş olduğu mücadeleden de bahsetti. Zarb –e- Azb operasyonu ile oldukça etkili sonuçlar elde edildiğini ve bu operasona terör belasını yok edene kadar devam edeleceğini ifade etti. Paksitan silahlı kuvvetlerinin uluslararası barışa yapmış oldukları katkıya atıfta bulunarak, uluslararası barışa ve güvenliğe yapmış oldukları katkıdan dolayı milleti gururlandırdıklarını belirtti. “Pakistan 55 yılı aşkın bir süredir, 40 ‘ın üzerinde BM barış-koruma operasyonunda bulunmuş, operasyonlarda 150.000’nin üzerinde iyi eğitimli ve becerili barışkaruyucu ekip ve 142 büyük birlikle üst düzey mücadele göstermiştir.”dedi.Pakistan silahlı kuvvetlerinin, doğal afetlerin ve felaketlerin sonuçları ile başa çıkma sürecinde halka destek verdiğini sözlerine ekledi.
Büyükelçi Sohail Mahmood, Pakistan ve Türkiye’nin Savunma alanındaki bağlarına atıfta bulunarak , Pakistan ve Türkiye arasındaki savunma işbirliğinin gelişmeye devam ediyor olmasının memnuniyet verici olduğu ifade etti. Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raheel Sharif’in Ankara’ya bir ziyarette bulunduğunu üst düzey askeri ve siyasi yetkililer ile görüştüğünü ve iki hava kuvvetlerinin, Pakistan semalarında ortak bir hava tatbikatı gerçekleştirdiğini belirtti.
Milli Savunma Bakanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Büyükelçi Sohail Mahmood diğer bazı misafirler ile birlikte pasta kesildi.
Resepsiyonun başlarında, Ankara’da bulunan Pakistan Büyükelçiliği Okulu öğrencileri Pakistan ve Türkiye Milli marşlarını söyledi. Ayrıca, savunma gününün ve Pakistan Silahlı kuvvetlerinin rolünün önemini vurgulamak üzere misafirlere bir belgesel de gösterildi.Highly attended reception marks 50th Defence Day of Pakistan in Ankara
ANKARA, 20 October 2015: Turkish Minister
for Defence Mr. Mehmet Vecdi Gönül, Commander of the Turkish Naval Forces Admiral
Bülent Bostanoğlu, senior officials of the Turkish defence forces, foreign
defence attaches based in Ankara, media, think-tanks and Pakistan community attended
the 50th Pakistan Defence Day reception hosted by Ambassador of
Pakistan Mr. Sohail Mahmood and Defence and Air Attaché Air Commodore Abbas
Ghumman here Monday evening.
Ambassador Sohail Mahmood in his welcome
remarks highlighted the significance of the Defence Day of Pakistan, which is
celebrated every year to pay tribute to the heroic efforts of the Pakistan
armed forces in defending the motherland, after aggression was launched against
it on 6 September 1965. “With the grace of the Almighty, and the steely resolve
of the defenders of Pakistan, the aggressive designs were effectively thwarted,”
he said. Pakistan overcame this threat owing to the supreme courage, bravery
and sacrifices of our armed forces, backed solidly by the unstinting support of
the nation, he added.
Turkish Defence Minister, Commander of the
Turkish Naval Forces, Ambassador Sohail Mahmood and other guests cut a cake to
mark this auspicious occasion.
Earlier, students from the Pakistan Embassy
School in Ankara sang national anthems of Pakistan and Turkey. Video
documentary highlighting the significance of the defence day and role of Pakistan
armed forces was also shown to the guests.
More photographs from the link https://goo.gl/QZdLHt
Pakistan Büyükelçisi , Ankara’da kutlanan Pakistan’ın 50.Savunma Günü’de bir konuşma yaptı
Konuşmama, 10
Ekim 2015 tarihinde Ankara’da meydana gelen terör saldırısında değerli
hayatlarını kaybetmiş olanlar için Türk hükümetine tekrar en içten başsağlığı
dilekleyerek başlamak isterim. Şehitlere Allah’tan rahmet ve yaralananlara acil
şifa diliyorum.
Pakistan her
zaman olduğu gibi Türkiye ile güçlü bir dayanışma içinde olacaktır.
Öncelikle siz
değerli misafilerimizi en içten duygularımla selamlıyorum.
50. Pakistan
Savunma Günü için düzenlediğimiz resepsiyonumuza hepiniz hoşgeldiniz. Bu önemli günümüze katılmanızdan dolayı büyük
onur duyduk.
Savunma günü
heryıl, ağır saldıralara maaruz kalmış anavatanlarını savunmak için büyük
kahramanlık göstermiş olan Pakistan
Silahlı Kuvvetlerine duymuş olduğumuz minnetin bir ifadesi olarak
kutlanmaktadır.
6 Eylül 1965
tarihinde Pakistan Devleti çok önemli bir tehlike ile karşıkarşıya kaldı.
Ancak, Yüce
Allah’ın yardımıyla, Pakistan’ın kahramanları büyük güç ve karalılıkla bu
saldırı planlarını en etkili şekilde
bertaraf etti.
17 gün süren
büyük mücadele sonunda kara, hava ve
deniz kuvvetleri sayıca çok fazla olan düşman kuvvetlerine karşı başarıya
ulaştı.
Kahraman silahlı
kuvvetlerimizin göstermiş olduğu en üst düzey cesaret, kahramanlık ve fedakarlık
ve milletin vermiş olduğu kesintisiz destek ile bu başarıya ulaşıldı.
Bu tarihten
itibaren,Paksitan Silahlı Kuvvetleri, ülkenin milli bütünlüğünü her türlü iç ya
da dış tehdite karşı, her zaman başarılı bir şekilde savunmaya devam etmiştir.
Sihalı
kuvvetlerimiz olası tüm koşullara karşı en üst düzeyde ve profesyonelce her
zaman mücadeleye hazır olmuştur.
Günümüzde ise,
Paksitan Silahlı Kuvvetleri, terörizm ve aşırıcılğın güçleri işe sayısız mücadele yapmaktadır. Bu
belanın ortadan kaldırılması amacıyla düzenlenen Zar-e- Azb operasyonu ile çok
etkili sonuçlar elde edilmiştir.
Pakistan Silahlı
Kuvvetleri, güvenliği sağlamanın
yanısıra, doğal afetlerin yıkıcı sonuçları ile mücadele eden milletimize destek
olmaktadır.
Büyük yıkımla sonuçlanmış
olan 2005 depreminde, 2010 yılında meydana gelen sel felaketinde hayat
kurtarma, iyileştirme, rehabilitasyon ve yeniden yapılandırma çalışmalarında vermiş
oldukları hizmet oldukça önemlidir.
Paksitan Silahlı
kuvvetleri uluslararası barışa ve güvenliğe yapmış oldukları katkıdan dolayı
milleti gururlandırmaktadır. 55 yılı aşkın bir süredir, Pakistan 40 ‘ın
üzerinde BM barış-koruma operasyonunda bulunmuş, operasyonlarda 150.000’nin
üzerinde iyi eğitimli ve becerili bir barışkaruyucu ve 142 büyük birlikle üst düzey
mücadele göstermiştir.
İkili ilişkiler
düzeyinde ise, Pakistan ve Türkiye arasındaki savunma işbirliğinin gelişmeye devam ediyor olması memnuniyet vericidir.
Geçtiğimiz hafta,
Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raheel Sharif Ankara’da üst düzey
asker ve siyasilerle görüşmeler yapış, iki ülke hava kuvvetleri Pakistan
semalarında ortak bir tatbikat düzenlemiştir.
Her iki taraf da
bu ikli işbirliğini daha da arttırmak, iki ülkenin çıkarları, bölgedeki barış ve istikrar için yeni yollar açmak
üzere mutabık kalmıştır.
Hiç şüphe yok ki,
iki ülkenin birbirlerine destek verme
geleneği zaman içinde katlanarak artacaktır.
Katılımınızdan dolayı teşekkürlerimi sunar, güzel bir akşam geçirmenizi
dilerim.
Subscribe to:
Posts (Atom)


