We record events, specially between Pakistan and Turkey. Views expressed are blogger's own.
Büyükelçi Sohail Mahmood, Dışişleri Bakanı Mevlit Çavuşoğlu’nu ziyaret etti.
Ambassador Sohail called on Turkish Foreign Minister Mevlüt Çavuşoğlu

Pakistan Başbakanı Süleyman Demirel’in vefatı sebebiyle başsağlığı dileklerinde bulundu
Ankara, 19 Haziran 2015: Pakistan Başbakanı Muhammad Nawaz Sharif, Türkiye’nin
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatı sebebiyle, Pakistan Halkı ve Hükümeti
adına başsağlığı dilekleride bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ayrı ayrı
gönderdiği başsağlığı mesajlarında Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı’nın vefatından
büyük ve derin üzüntü duyduğunu ifade eden Pakistan Başbakanı, Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel’in Türkiye’nin siyasi
hayatında bir sembol olduğunu ve Türkiye
-Pakistan ilişkilerinin kuvvetlenmesi için yaptıklarının her zaman hatırlanacağını ifade etti.
Pakistan Başbakanı taziye mektubunda, Pakistan halkının, bu acılı günlerinde Türk kardeşlerinin yaşamakta
oldukları üzüntüyü, onlarla omuz omuza durarak birlik ve kardeşlik duyguları
içerisinde paylaştıklarını ifade etti ve Merhum Cumhurbaşkanı’na Allahtan
rahmet diledi: Ruhu şad olsun ve Allah
rahmet eylesin ifadelerini kullandı.
Prime Minister of Pakistan extends deep condolences on the death of Suleyman Demirel
ANKARA, 19 June 2015: Prime Minister of
Pakistan Muhammad Nawaz Sharif has expressed deep condolences on the death of
Turkey’s former President Suleyman Demirel on behalf of the people and
government of Pakistan.
In his separate messages to Turkey’s
President Recep Tayyip Erdogan and Prime Minister Ahmet Davutoglu, he expressed
deep sorrow and grief over the death of former Turkish President and said that
President Suleyman holds an iconic stature in the political history of Turkey
and his legacy in strengthening Pakistan-Turkey relations will always be
remembered.
In his condolence letters, he said, in this
hour of grief and national mourning the people of Pakistan stand shoulder to
shoulder in solidarity and brotherhood with their Turkish brethren. He also
prayed to Allah Almighty to grant the departed soul His Blessings and Mercy.
Ambassador Sohail calls on Diyanet President Mehmet Gormez
ANKARA, 18 June 2015: Pakistan’s Ambassador to Turkey Sohail Mahmood called on President of Religious Affairs of Turkey Prof. Dr. Mehmet Gormez in Ankara.During the meeting, the special nature of Pakistan-Turkey relations was emphasized. It was noted that bilateral cooperation was flourishing in the political, economic, investment, defence, education and cultural spheres.
As part of enhanced people-to-people interaction, the importance of closer collaboration between the Directorate of Religious Affairs and counterpart in Pakistan was stressed. It was agreed to promote high-level exchanges and promote mutual cooperation by fostering links between the relevant institutions.
بین الاقوامی مقابلہء شعر و شاعری
بے شک یہ امر ہم سب اردو دوستوں کے لیے فخر اور خوشی کا باعث
ہوگا کہ اِس سال یعنی سن ۲۰۱۵ء میں ترکی میں اردو تعلیم
و تدریس کے آغاز کی ایک صدی پوری ہورہی ہے۔ اِس خوش آیند موقع کو مدنظر رکھتے ہوئے
سہ ماہی ارتباط۔استنبول کا ایک خصوصی شمارہ انشاء اللہ استنبول یونیورسٹی میں مقررہ
بین الاقوامی سمینار تک شائع کیا جائے گا جس کی تیاریاں تمامتر سرعت کے ساتھ جاری ہیں۔
اِس تاریخی موقع کی یاد کو زندہ رکھنے کی نیت سے ارتباط کی جانب
سے ایک بین الاقوامی شعری مقابلہ کروانے کا فیصلہ کیا گیا ہے جس کا بنیادی مقصد ترکی
اور برعظیم پاک و ہند کے تعلقات کی یادوں کو تازہ کرنا ہے۔
لہذا تمام اردو شعراء سے التماس ہے کہ وہ ترکی، ترکی
کی اہم شخصیات اور خلافت عثمانیہ سے متعلق اپنی نظمیں قلمبند فرماکر مدیر ارتباط کو
پیش کرکے ملکوں کے درمیان موجود تاریخی اور سماجی بندھنوں کو اور زیادہ محکم کریں اور
اِس مسرت کے موقع کو لازوال بنائیں۔
موضوع
۱۔ ترکی
۲۔ جدید ترکی کی اہم شخصیات: )سیاستدان، علماء، شعرا وغیرہ(
۳۔ خلافت عثمانیہ کی یادیں
۲۔ ترکی اور بر عظیم پاک و ہند کی تاریخی
اور موجودہ تعلقات )ماضی، حال اور مستقبل(
آخری تاریخ
۳۰ جولائی ۲۰۱۵ء
ایوارڈز
۱۔ تمام موصول شدہ معیاری نظمیں مع شاعر کی تصویر ارتباط کے ترکی میں اردو صدی کے خصوصی شمارے میں شامل کی جائیں گی۔
۲۔ مقابلے میں پہلے اول تا سوم نمبر پر آنے والے شعراء کو ایوارڈ
کی شیلڈ مع مختلف کتابوں پر مشتمل ایک سیٹ متعلقہ ملک کے ارتباط کے نمایندوں کی جانب سے ایک تقریب میں پیش کردیا جائے گا۔
۳۔ مقابلےمیں چہارم تا دہم نمبر پر آنے والے شعراء کو اعزازی سند مع
دو کتابیں ارسال کی جائے گی۔
۴۔ مقابلے میں اول تا دہم آنے
والے شاعروں کی کوائف عمری مع اُن کی شاعری مجلہ ارتباط کے خصوصی شمارے میں شامل کی
جائیں گی۔
انتخابی
ہئیت کی تشکیل
۱۔ ہیئت پانچ رکنی ہوگی۔
۲۔ مقابلے کے خاتمہ تک کسی بھی
رکن کا نام اعلان نہیں کیاجائے گا۔ یہاں تک کہ انتخابی ہیئت کے اراکین کو بھی ایک دوسرے
کا نام نہیں بتایا جائے گا۔
۳۔ ارتباط کے مدیر اور معاوین
مدیران اِس ہیئت میں شامل نہیں ہوں گے۔
۴۔ موصول شدہ نظمیں اراکینِ
ہیئت کو بغیر نام کے پیش کی جائیں گی تاکہ شرکت کنندگاں کے لیے کسی بھی طرح کی شکایت
کی گنجائش نہ رہے۔
۵۔ انتخابی ہئیت کا فیصلہ خاتمی
ہوگا اور نہ مدیر ارتباط نہ ہی معاونین کو اِس فیصلہ کی تبدیلی کی سفارش تک کرنے کی
اجازت ہوگی۔
مقرر
بر آنکہ
شعراء حضرات سے گزارش ہے کہ
وہ اپنی شاعری ان پیچ اردو میں ایک پاسپورٹ سائز فوٹو اور مختصر کوائف عمری کے ساتھ
مندرجہ ذیل ای میل ایڈریس پر ارسال فرمائیں۔
khtoker@gmail.com
Prof. Dr. Halil Toker
(Head of Urdu Department)
Istanbul Universitesi, Edebiyat Fakultesi
Ordu Caddesi No: 196 34134
Laleli/Istanbul/TURKEY
Fax: 00-90-212-5114371/511 24 67
Tel: 00-90-212-455 57 00/15945
Pakistan, Turkey sign MoU for training pilots
IZMIR, 16 June 2015: Chief of the Air Staff, Pakistan Air Force (PAF), Air Chief Marshal Sohail Aman has signed a Memorandum of Understanding (MoU) with Turkish Air Force at the opening ceremony of Multinational Military Flight Crew Training (MMFCT) Centre on Wednesday.
Both the air forces have agreed to exchange two pilots for training every year. This would enhance the bilateral relations at a grass root level.
According to PAF, the main purpose of Multinational Military Flight Crew Training Centre (MMFCT-C) is to provide comprehensive training solutions to Fighter Pilots of Allies and to develop flight training tactics and techniques in line with Nato operational requirements.
It would also hone the interoperability amongst allies and partners for future operations and exercises.
Both the air forces have agreed to exchange two pilots for training every year. This would enhance the bilateral relations at a grass root level.
According to PAF, the main purpose of Multinational Military Flight Crew Training Centre (MMFCT-C) is to provide comprehensive training solutions to Fighter Pilots of Allies and to develop flight training tactics and techniques in line with Nato operational requirements.
It would also hone the interoperability amongst allies and partners for future operations and exercises.
PAF Chief participates in the multinational Anatolian Eagle exercise at Konya
Ambassador of
Air Chief Marshal Sohail Aman is
visiting Turkey
from 16-17 June on the invitation of his Turkish counterpart General Akin
Öztürk. Earlier on Tuesday, he attended the opening ceremony of Multinational
Military Flight Crew Training (MMFCT) Centre at Izmir .
During his two days stay in Congratulatory Message from Prime Minister Muhammad Nawaz Sharif on the Peaceful Completion of General Elections in Turkey
ANKARA, 9 June 2015: Prime Minister of Pakistan Muhammad Nawaz Sharif has addressed a message to Prime Minister Ahmet Davutoglu congratulating on the peaceful completion of the general elections in Turkey on 7 June 2015 and the AK Party’s emergence as the single largest party.
Noting that Turkey has witnessed a period of political stability and immense economic development in the past 13 years, the Prime Minister expressed his confidence that Turkey would continue its march towards economic progress and prosperity, enhanced social welfare, stronger democracy, and overall development in the years to come.
The Prime Minister also expressed the hope that the fraternal Pakistan-Turkey relations will continue to flourish in all fields.
Türkçe-Orduca - Prof.Dr.Mehmet Seyfettin EROL
Tarihinden ve coğrafyasından bu kadar kopuk, bihaber ikinci bir başka millet var mıdır bilmem, ama bizim içinde bulunduğumuz durum aynen böyle. Tarihsel hafızası ciddi anlamda silinen bu milletin bir an önce kendine gelmesi gerekiyor.
Kendine gelme sürecinde coğrafyanın oynadığı “dürtücü rol” olmasa, bu süreç çok daha uzayacak.
Geçtiğimiz günlerde Pakistan Büyükelçiliği ve Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından gerçekleştirilen ortak bir çalışmanın takdimi noktasında bir kez daha tarihimize, coğrafi derinliklerimize uzanma fırsatımız oldu.
***
Çalışma, alanında ilk çift yönlü ve hacimli bir niteliğe sahip olan “Urdu-Türkçe, Türkçe-Urdu Sözlük” idi. Prof. Dr. Ahmet Bahtiyar Eşref ve Prof. Dr. Celal Soydan tarafından hazırlanan sözlükle ilgili olarak Pakistan Başbakanının Milli Güvenlik ve Dış İlişkiler Danışmanı Sartaj Aziz’in gönderdiği mesajdaki şu ifade dikkat çekiciydi: “Bu tür çalışmaların asırlar öncesine dayanan Pakistan Türkiye kardeşliğinin beslenmesine yardımcı olacağına inanıyorum.”
Pakistan Büyükelçisi Sohail Mahmood’un: “En büyük arzumuz iki ülke yazar, şair, müzisyen ve aktörlerinin ortak çalışmalar yaparak yeni projeler üretmesidir” konuşmasında başlı başına “kültür diplomasisi” öne çıkmaktaydı.
TDK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin de, iki ülkeyi yakınlaştıracak olan bu tür çalışmaların daha çok basılabilmesi için kurumlar arasında bir platform oluşturulması önerisini getirdi ve “Bu değerli çalışma var olan literatüre mükemmel bir katkıdır ve bu eserler sayesinde Pakistan-Türkiye kültür ilişkileri ileride daha da artacaktır” dedi.
Sayın Büyükelçi ve TDK Başkanı çok önemli bir tespitte bulunuyorlar. Bölge olarak aslında birbirimizi pek tanımıyoruz. Oysa Türkçe-Urdu dillerinde ortak kelime sayısı 5 bin civarında. Farsça ile ise 7-8 bin. Ama bu zenginliğin bile farkında değiliz. Allah’tan çok güçlü bir gönül bağımız var da, onunla bu ve benzeri coğrafyalarla olan birlikteliğimiz devam edebiliyor.
***
Bu arada, bazılarımız yukarıdaki başlığa takılıp kalabilir. Bazı yanlış anlamaların önüne geçmek için belirtelim; “Orduca” ile kast edilen Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran kolunda yer alan, Pakistan’ın iki resmi dilinden biri olan, “ordu”, “ordugâh” veya “ordunun konuştuğu dil” anlamına gelen, kökeni Türkçe bir kelime olan Urdu dilidir.
Yerel-bölgesel dillerin bir karışımı olarak ortaya çıkan ve içerisinde Türkçe, Moğolca, Farsça, Hintçe, Arapça, Sanskritçe’nin ağırlıklı olarak yer aldığı Urduca, coğrafyanın ortak dillerinden biri olup, dünyanın en çok konuşulan üçüncü dilidir.
İçerisinde her ne kadar Portekizce, Fransızca ve İngilizceden bazı kelimeler olsa da, bu husus Urduca’nın bölgeye damgasını vuran Türklük boyutunu göz ardı ettiremez.
***
Biraz daha açmak gerekirse...
Türklerin doğuya-güneye doğru ilerleyişleri, coğrafyanın başta siyasi, içtimai ve kültürel yapısı olmak üzere, çok boyutlu değişmesine büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Bölgenin İslam’la tanışmasında ve geniş bir şekilde yayılmasında en büyük katkıyı önce Gazneli Mahmut, sonrasında ise Emir Timur’un torunlarından Zahireddin Muhammed Babür Şah yapmıştır.
Gazneli Mahmut, bölgeye 1001-1027 yılları arasında 17 sefer düzenlerken, Babür Şah 300 yıldan fazla sürecek olan Babür İmparatorluğunu 1526’da kurmuştur. Hâkimiyet alanı bugünkü Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan’ı kapsayan ve Hint-Türk İmparatorluğu olarak da bilinen bu devlet, 1858’de Büyük Britanya İmparatorluğu tarafından yıkılmıştır.
Fakat coğrafyanın İstanbul’a olan gönül bağlılığı hiç bir zaman ortadan kaldırılamamıştır. Milli Mücadele döneminde Hint Müslümanlarının yaptıkları yardımlar halen hafızalardadır.
***
Coğrafyanın gösterdiği vefa sadece bununla sınırlı değildir. Bölgenin önde gelen edebiyatçılarından Abdurrahman Becnur’î aynen şöyle der: “Türkler Hindistan’a üç muhteşem şey hediye etmiştir. Urdu dili, Tac Mahal ve Galib.”
Evet, Urduca Hint Yarımadası’na hâkim olan Türklerin bu coğrafyaya bıraktığı en büyük katkılardan birisidir, her ne kadar bizler bunun farkında ya da bilincinde olmasak da. Dolayısıyla, kafamızı kaldıralım ve D-8 coğrafyasına biraz daha yakından bakalım. Göreceksiniz ki orası biziz ve onlar da gerçekten bizim kardeşlerimiz...
Bu vesileyle, Pakistan Büyükelçiliği’ne ve TDK’ya bir kez daha teşekkürler.
Courtesy: Milli Gazete, 8.6.2015
External link: http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Turkce-Orduca/25029#.VXU3c9LzodV
Kendine gelme sürecinde coğrafyanın oynadığı “dürtücü rol” olmasa, bu süreç çok daha uzayacak.
Geçtiğimiz günlerde Pakistan Büyükelçiliği ve Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından gerçekleştirilen ortak bir çalışmanın takdimi noktasında bir kez daha tarihimize, coğrafi derinliklerimize uzanma fırsatımız oldu.
***
Çalışma, alanında ilk çift yönlü ve hacimli bir niteliğe sahip olan “Urdu-Türkçe, Türkçe-Urdu Sözlük” idi. Prof. Dr. Ahmet Bahtiyar Eşref ve Prof. Dr. Celal Soydan tarafından hazırlanan sözlükle ilgili olarak Pakistan Başbakanının Milli Güvenlik ve Dış İlişkiler Danışmanı Sartaj Aziz’in gönderdiği mesajdaki şu ifade dikkat çekiciydi: “Bu tür çalışmaların asırlar öncesine dayanan Pakistan Türkiye kardeşliğinin beslenmesine yardımcı olacağına inanıyorum.”
Pakistan Büyükelçisi Sohail Mahmood’un: “En büyük arzumuz iki ülke yazar, şair, müzisyen ve aktörlerinin ortak çalışmalar yaparak yeni projeler üretmesidir” konuşmasında başlı başına “kültür diplomasisi” öne çıkmaktaydı.
TDK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin de, iki ülkeyi yakınlaştıracak olan bu tür çalışmaların daha çok basılabilmesi için kurumlar arasında bir platform oluşturulması önerisini getirdi ve “Bu değerli çalışma var olan literatüre mükemmel bir katkıdır ve bu eserler sayesinde Pakistan-Türkiye kültür ilişkileri ileride daha da artacaktır” dedi.
Sayın Büyükelçi ve TDK Başkanı çok önemli bir tespitte bulunuyorlar. Bölge olarak aslında birbirimizi pek tanımıyoruz. Oysa Türkçe-Urdu dillerinde ortak kelime sayısı 5 bin civarında. Farsça ile ise 7-8 bin. Ama bu zenginliğin bile farkında değiliz. Allah’tan çok güçlü bir gönül bağımız var da, onunla bu ve benzeri coğrafyalarla olan birlikteliğimiz devam edebiliyor.
***
Bu arada, bazılarımız yukarıdaki başlığa takılıp kalabilir. Bazı yanlış anlamaların önüne geçmek için belirtelim; “Orduca” ile kast edilen Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran kolunda yer alan, Pakistan’ın iki resmi dilinden biri olan, “ordu”, “ordugâh” veya “ordunun konuştuğu dil” anlamına gelen, kökeni Türkçe bir kelime olan Urdu dilidir.
Yerel-bölgesel dillerin bir karışımı olarak ortaya çıkan ve içerisinde Türkçe, Moğolca, Farsça, Hintçe, Arapça, Sanskritçe’nin ağırlıklı olarak yer aldığı Urduca, coğrafyanın ortak dillerinden biri olup, dünyanın en çok konuşulan üçüncü dilidir.
İçerisinde her ne kadar Portekizce, Fransızca ve İngilizceden bazı kelimeler olsa da, bu husus Urduca’nın bölgeye damgasını vuran Türklük boyutunu göz ardı ettiremez.
***
Biraz daha açmak gerekirse...
Türklerin doğuya-güneye doğru ilerleyişleri, coğrafyanın başta siyasi, içtimai ve kültürel yapısı olmak üzere, çok boyutlu değişmesine büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Bölgenin İslam’la tanışmasında ve geniş bir şekilde yayılmasında en büyük katkıyı önce Gazneli Mahmut, sonrasında ise Emir Timur’un torunlarından Zahireddin Muhammed Babür Şah yapmıştır.
Gazneli Mahmut, bölgeye 1001-1027 yılları arasında 17 sefer düzenlerken, Babür Şah 300 yıldan fazla sürecek olan Babür İmparatorluğunu 1526’da kurmuştur. Hâkimiyet alanı bugünkü Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Afganistan’ı kapsayan ve Hint-Türk İmparatorluğu olarak da bilinen bu devlet, 1858’de Büyük Britanya İmparatorluğu tarafından yıkılmıştır.
Fakat coğrafyanın İstanbul’a olan gönül bağlılığı hiç bir zaman ortadan kaldırılamamıştır. Milli Mücadele döneminde Hint Müslümanlarının yaptıkları yardımlar halen hafızalardadır.
***
Coğrafyanın gösterdiği vefa sadece bununla sınırlı değildir. Bölgenin önde gelen edebiyatçılarından Abdurrahman Becnur’î aynen şöyle der: “Türkler Hindistan’a üç muhteşem şey hediye etmiştir. Urdu dili, Tac Mahal ve Galib.”
Evet, Urduca Hint Yarımadası’na hâkim olan Türklerin bu coğrafyaya bıraktığı en büyük katkılardan birisidir, her ne kadar bizler bunun farkında ya da bilincinde olmasak da. Dolayısıyla, kafamızı kaldıralım ve D-8 coğrafyasına biraz daha yakından bakalım. Göreceksiniz ki orası biziz ve onlar da gerçekten bizim kardeşlerimiz...
Bu vesileyle, Pakistan Büyükelçiliği’ne ve TDK’ya bir kez daha teşekkürler.
Courtesy: Milli Gazete, 8.6.2015
External link: http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Turkce-Orduca/25029#.VXU3c9LzodV
Subscribe to:
Posts (Atom)




