Halkın isteğine uygun olarak Keşmir meselesinin çözümü için sarsılmaz Türk desteği

 ANKARA, 6 Şubat 2015: Bir seminerin katılımcıları baskı altındaki Keşmir halkıyla güçlü dayanışma isteklerini ifade etti ve bunların demokratik kendi kaderlerini belirleme hakları için kararlı desteklerini yeniden teyit etti.  Seminer Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) ve Ankara’daki Pakistan Büyükelçiliğinin ortak işbirliğiyle Cuma akşamı Keşmir Dayanışma Gününü kutlamak için düzenlendi.
Seminere çok sayıda yüksek düzeyde erkân, siyasi çalışan, akademik ve araştırmacı, öğrenci, medya ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve Pakistan topluluğu üyesi katıldı. 
Açılış konuşmasında ESAM Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu Keşmir’in Filistin’le beraber uluslararası gündemde uzun süredir çözülemeyen meselelerden birisi olduğunu belirtti.  Keşmir halkının temel hakları için verdiği kararlı mücadeleye dikkat çekerek, Keşmir sorununun Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olarak barışçıl bir biçimde çözülmesinin önemine işaret etti.  Diğer şeylerin yanı sıra, uzun süreli anlaşmazlıkların adilane şekilde çözülmesinde BM’nin kaçınılmaz olarak tarafsız yaklaşımının öneminin altını çizdi.  
Türkiye’de okuyan Keşmir’li bir öğrenci olan Ishfaq Bashir Keşmir’deki günlük yaşamın zorluklarını dile getirdi.  Birçok ailenin bölündüğünü, ailelerin bazı üyelerinin Azad Cammu ve Keşmir’de diğerlerinin de Hindistan İşgali Altındaki Keşmir’de yaşadığını ve işgal yetkilileri tarafından koyulan sınırlandırmalardan dolayı bunların birbiriyle kolayca görüşemediğini söyledi.  Hindistan’ın demokratik bir ülke olduğu yönündeki Hint görüşlerinin dış dünya için olduğunu ama Hindistan’ın diğer yüzünü en kötü insan hakları ihlallerine maruz kalan Keşmirlilere gösterdiğini de belirtti. 
Kayda değer bir akademisyen ve eski meclis üyesi Prof. Dr. Oya Akgönenç asıl konu hakkındaki hitabında Keşmir sorununun başlangıcı hakkındaki detaylardan bahsetti.  Kendisi özgür dünya halklarının özgürlük nedeniyle yoğun fedakârlıklarda bulunan Keşmir’in cesur insanlarını selamladıklarını söyledi.  Prof. Dr. Oya’ya göre, Keşmir meselesinin çözümü Birleşmiş Milletler tarafından getirilecek olan diyaloglar yoluyla olabilirdi.  Güney Asya’da barışın ve istikrarın Keşmir meselesinin Keşmir halkının isteklerine göre adil bir şekilde çözümlenmesine dayalı olduğunu ekledi.
 
Saadet Partisi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak geniş kapsamlı hitabında Türkiye’nin Pakistan’ı ve Keşmir halkını Keşmir meselesi Keşmir halkının isteklerine uygun olarak çözülene kadar desteklemeye devam edeceğini söyledi.  Keşmir’in yiğit insanlarını yoğun fedakarlıkları nedeniyle hararetli bir şekilde takdir etti.  Müslümanların on yıllardan beri çektiği Keşmir, Kıbrıs ve Filistin meselelerinin çözülmesine dikkat göstermesi için uluslararası topluluğun dikkatini çekti.  Kendisi aynı zamanda Müslüman ümmetinin fikir ve eylem birliğinde bulunmasına en güçlü şekilde vurgu yaptı.
Türkiye’nin sarsılmaz desteğine teşekkür eden Pakistan’ın Türkiye Büyükelçisi Sohail Mahmood Pakistan halkının Keşmirli kardeşleriyle tam bir dayanışma içinde durduğunu söyledi.  Yaklaşık 70 yıldan beri, bu yiğit insanların vazgeçilmez kendi kaderlerini belirleme haklarını gerçekleştirmek için destansı bir mücadele verdiklerini belirtti – Birleşmiş Milletler Kuruluş Sözleşmesinde kutsallaştırıldığı ve birçok BM kararlarında öngörüldüğü gibi.  Bu meyanda, Büyükelçi Sohail İşgal Altındaki Keşmir’de insan hakları ihlallerinin sürekli olarak tekrarlandığını söyledi.  “Dahası, dünya şuna tanıklık etmiştir ki, hiçbir zalim güç Keşmir halkının iradesini kıramamıştır.  Tarihten alınan ders şudur ki, silahların gürlemesi ve patlaması Keşmirlilerin kalplerinde parlayan özgürlük ruhunu parçalayamaz ve parçalayamayacaktır,” diye ekledi.
Büyükelçi Sohail Mahmood Cumhurbaşkanı Mamnoon Hussain ve Başbakan Nawaz Sharif tarafından resmi bir şekilde yeniden teyit edildiği gibi Pakistan’ın kendi kaderlerini belirlemek aracılığıyla kendi geleceklerine karar verme haklarını elde edene kadar İşgal altındaki Keşmir halkına moral, diplomatik ve siyasi desteklerini vermeye devam edeceğini ifade etti.    
 
Türkiye Parlamentosu üyesi ve Türkiye-Pakistan Parlamenter Dostluk Grubu üyesi Sayın Muhammet Balta da konuşmasında Türkiye’nin her meselede Pakistan’la omuz omuza duracağını söyledi.  Bir parlamenter ve dostluk grubu üyesi olarak Keşmir halkının çektiklerini dünyanın ilgi göstermesini gerektiren bir mesele olarak gördüğünü ifade etti.  Pakistan’ın Kıbrıs meselesindeki desteğine atıfta bulunan Sayın Balta, bir çocuk olarak Türkiye’ye 1974 olayları sırasında verilen tüm desteklere tanık olduğunu belirtti.  Her Türk’ün Pakistan’ı gerçek bir dost ve kardeş olarak gördüğünü de sözlerine ekledi. 
Daha fazla fotoğraf https://goo.gl/c6PJeO

Unwavering Turkish support for resolution of Kashmir issue in accordance with the will of the people

ANKARA, 6 February 2015: Participants of a seminar expressed strong solidarity with the oppressed Kashmiri people and reaffirmed unflinching support for their democratic right to self-determination. The seminar was held with joint collaboration of the Economic & Social Researches Centre (ESAM) and the Embassy of Pakistan in Ankara on Friday evening to commemorate the Kashmir Solidarity Day.
 
The seminar was attended by a large number of dignitaries, political workers, academics and researchers, students, media and civil society representatives, and members of the Pakistani community.
 
In his welcome speech, Vice President of ESAM Mr. Temel Karamollaoglu stated that Kashmir was one of the long unresolved issues on the international agenda along with Palestine. Noting the arduous struggle of the people of Kashmir for their fundamental rights, he underscored the importance of a peaceful solution of the Kashmir dispute in accordance with the United Nations resolutions. Among other things, he also stressed the imperative of an even-handed approach by the UN in facilitating fair solutions of long-standing disputes.  
 
Ishfaq Bashir, a Kashmiri student studying in Turkey, narrated the hardships of daily life in Kashmir. He said many families were split, with some members living in Azad Jammu & Kashmir, while others in Indian Occupied Kashmir, and were unable to interact easily due to the restrictions imposed by the occupying authorities. He added that Indian claims of being a democratic country were for the outside world; whereas its other face was for the Kashmiris who were subjected to the worst kind of human rights abuses.
 
Prof. Dr. Oya Akgönenç, a noted academic and former member of Turkish Parliament in her keynote address, spoke in detail about the genesis of the Kashmir dispute. She said the people of free world salute the brave people of Kashmir who had offered immense sacrifices for the cause of freedom. According to Prof. Dr. Oya, resolution of Kashmir dispute was possible through dialogue, which should be facilitated by the United Nations. She concluded that peace and stability in South Asia remained dependent on a just solution of the Kashmir dispute according to the wishes of the Kashmiri people.
 
In his wide-ranging address, Chairman of Saadet Party Prof. Dr. Mustafa Kamalak said Turkey would continue to support Pakistan and the people of Kashmir till the final resolution of the Kashmir dispute in accordance with the aspirations of the Kashmiri people. He paid glowing tributes to the valiant people of Kashmir for their immense sacrifices. He urged the international community to pay attention towards resolving Kashmir, Cyprus and Palestine issues where the Muslims had been suffering for decades. He also placed the strongest emphasis on unity of thought and action in the Muslim Ummah.
 
Appreciating Turkey’s steadfast support, Pakistan’s Ambassador to Turkey Sohail Mahmood said the people of Pakistan stood in complete solidarity with their Kashmiri brethren. For almost seven decades now, these valiant people had waged an epic struggle for the realization of their inalienable right to self-determination -- as enshrined in the United Nations Charter, and as envisaged in numerous UN resolutions. All this while, Ambassador Sohail said, gross violations of human rights had been perpetrated by the security forces in the Occupied Kashmir. “Yet, the world has also witnessed, that no amount of brute force has been able to break the will of the Kashmiri people. The lesson from history is that the roar and blaze of guns cannot, and will not, crush the spirit of azadi (freedom) that glows in Kashmiri hearts,” he added.
 
Ambassador Sohail Mahmood stated that as solemnly reaffirmed by President Mamoon Hussain and Prime Minister Nawaz Sharif, Pakistan will continue its moral, diplomatic and political support to the people of Occupied Kashmir till they achieve their inherent right to decide their own future through self-determination.  
 
Mr. Muhammet Balta, Member of Turkish Parliament and Turkey-Pakistan Parliamentary Friendship Group, in his speech, said that Turkey would stand shoulder-to-shoulder with Pakistan on every issue. He said that as a parliamentarian and member of friendship group, he saw the sufferings of the people of Kashmir as a matter of concern meriting world attention. Referring to Pakistani support on Cyprus issue, Mr. Balta recalled that as a child, he witnessed the all-out support extended to Turkey during the momentous events of 1974. Every Turk considers Pakistan as a true friend and brother, he remarked.
 
More photos from the link https://goo.gl/c6PJeO

 

Keşmir Dayanışma Günü semineri dolayısıyla Keşmir öğrenci Ishfaq Bashir’un görüşleri Ankara, 5 Şubat 2016

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla;

Herkese iyi akşamlar. 
Ben Ishfaq Bashir. 
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ’de) inşaat mühendisligı okuyorum. 
Bugün, bir Azad Keşmirli olarak karşınızda duruyorum. 
Her yıl 5 subat’ta, kalbimizin oradaki kardeşlerimizle olduğunu göstermek için, Keşmir bağımsızlık gününü kutluyoruz. Keşmir; günümüzde ikiye ayrılmış durumda: bugün ailemin yaşadığı Azadi Keşmir ve Hindistan tarafından işgal edilmiş, hiç göremediğim, birçok akrabamın yaşadığı, Cemmu Keşmir. 
Ben Azadi Keşmir’de Neelum vadisinde yaşıyorum. Neluum vadisi sınır bölgesinde yer alıyor ve bu yüzden, daha çok saldırıya şahit oluyor. Mesela, 1999 (bin dokuz yüz doksan dokuz) ‘da; beş lise öğrencisi, evlerine dönerken Hindistan askeri saldırıları yüzünden, yolunu kaybetti. Ve ekim 2000 (iki bin)’de, kuzenim, sınır kontrol çizgisinde, birçok kişi ile birlikte, şehit oldu. Ben, tüm bu acılara, kendi gözlerimle şahit oldum. Acı çeken insanları gördüm. İnsanlar, Hindistan’ın bu işgali yüzünden, evlerinden dısarı çıkmaya korkar oldu. Tarlalar yok ediliyor, hayvanlar öldürülüyor, evlerimiz yıkılıyor. Hindistan, bir zamanlar, dünyadaki cennet olarak bilinen Keşmiri, evimizi, hayatlarımızı cehenneme çevirdi. Dünyanın en güzel yerlerinden biri şuan harabeler içinde. 
Kendi halkı karşı çıkmasına rağmen, Hindistan işgallerine devam ediyor. Keşmirlilerin; Güvenlik konseyine bulunduğu barış talepleri; şiddet ve baskıyla cevap buldu. Keşmir sadece bir bölge sorunu değil; aynı zamanda bir insanlık sorunu. Yüz yıllık kültür sınırın diğer tarafında kalan kardeşlerimiz, işte bunlar, zamanla kaybettiklerimiz... Paylaştığımız şey ise hissettiğimiz acı…. 
Son istatiklere göre 94 bin insan öldürüldü, 100,000 insan göçe zorlandı, 22 (yirmi iki) bin kadın dul kaldı ve 107 (yüz yedi) bin kadar çocuk babasız kaldı... Rakamlar korkunç ve maalesef gerçek. Durum gerçekten ciddi. Dünya Hindistan’ı Bollywood filmleriyle, renkleriyle, danslarıyla tanıyor. Ama çok az kişi Keshmir’i biliyor, televizyonlar bizden bahsetmiyor, kimse bizi duymuyor. Hindistan, demokratik bir ülke olduğunu iddia ediyor ama gerçekte Hindistan’ın iki yüzü var. Keşmir, insan haklarının, dramatik ihlaline şahit oldu; insanlar zincirlendi, siyasi liderleri hapsedildi. 
Azadi Keşmir bölgesine ait olan bizler, Pakistan’la olan kardeşçe ilişkimizden memnunuz. Ama eşit haklardan mahrumuz ve Pakistan’ın demokratik sisteminde tam olarak yer almak istiyoruz. Ancak bu sorun, Keşmirlilerin isteği dahilinde çözülmeli. Son olarak, Türk milletine Keşmir’e 2005 depreminde yardım ettikleri için, bizi destekledikleri için, yanımızda oldukları için, buradan teşekkür etmek istiyorum. Sizlere müteşekkiriz. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.

Keşmir Dayanışma Günü semineri dolayısıyla Pakistan Büyükelçisi H.E. Mr. Sohail Mahmood’un görüşleri Ankara, 5 F Şubat 2016

Sayın Muhammed Balta, Parlamento Üyesi
Sayın Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Saadet Partisi Başkanı
Sayın Temel Karamollaoglu, ESAM Başkan Yardımcısı
Sayın Prof. Dr. Oya Akgonenç, Ufuk Üniversitesi,
Saygıdeğer katılımcılar,
Baylar ve Bayanlar!

Sözlerime bizi bu akşam burada bulunmakla onurlandıran tüm saygıdeğer konuklara en içten duygularımı ifade ederek başlamak istiyorum. 

ESAM’daki herkese Keşmir Dayanışma Günü dolayısıyla bu olayı ortak olarak organize ederken verdikleri benzersiz destekten dolayı şükranlarımızı sunuyoruz.

Bugün bir kez daha Keşmirli kardeşlerimizle tam bir dayanışma içerisinde duruyoruz.

Neredeyse yetmiş yıldan beri bu yiğit insanlar vazgeçilmez kendi kaderlerini belirleme haklarını gerçekleştirmek için destansı bir mücadele vermektedir –bu haklar Birleşmiş Milletler Kuruluş Sözleşmesinde ve birçok BM kararlarında ifade edilmiştir.

Bu temel hak için onlara Hindistan’ın da dahil olduğu uluslararası topluluk tarafından özgür ve tarafsız bir plebisit yapılacağı yolunda tekrar tekrar söz verilmiştir.  Ne yazık ki bu sözler bugüne kadar yerine getirilmemiştir.

Bu sırada, dünya Keşmirli erkeklere, kadınlara ve çocuklara Hindistan işgali altındaki Keşmir güvenlik güçleri tarafından devamlı yapılan benzersiz zalimliklere tanık olmuştur.

Uluslararası ve Keşmir insan hakları kuruluşları işgal altındaki Keşmirde yapılan çirkin insan hakları ihlallerini geniş bir şekilde belgelemiş ve on yıllar boyunca barışçıl bir halkın nasıl sistematik bir mezalim altında bırakıldığını göstermiştir. 

Dahası dünya şuna da tanıklık etmiştir ki ne kadar zalim olursa olsun hiçbir güç Keşmir halkının iradesini kırmaya yetmemiştir.

Tarihten çıkarttığımız ders şudur ki, silahların gürlemesi ve ateşlenmesi Keşmirlilerin yüreğinde yanan özgürlük ateşini dağıtamayacaktır.

O halde, her yıl 5 Şubat’ta kutsal hedefleri yolunda en üst derecede fedakarlıkta bulunan binlerce Keşmirliye saygılarımızı sunarız.

AYnı zamanda uzun ve zorlu mücadelelerinde Keşmir halkının yanında durmak için olan sarsılmaz bağlılığımızı da yeniden ifade ederiz.
Cumhurbaşkanı Mamnoon Hussain ve Başbakan Nawaz Sharif tarafından bugün resmi bir şekilde yeniden teyit edildiği gibi, Pakistan kendi kaderlerini belirleme yoluyla kendi geleceklerine karar verme haklarını elde edene kadar İşgal Altındaki Keşmir Halkına moral, diplomatic ve siyasi desteklerini vermeye devam edecektir.

Saygıdeğer Katılımcılar,

Keşmir meselesi adalet hakkındadır, insanlık onuru ve temel özgürlükler hakkındadır ve 68 yıl once Keşmirlilere verilen vaatlerin yerine getirilmesi hakkındadır.

Keşmir meselesi bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasıyla ve Güney Asya’nın henüz kullanılmamış büyük ekonomik potansiyelinin gerçekleştirilmesiyle eşdeğer derecede önemlidir.

O halde, Pakistan ilgili BM kararlarına ve Keşmir halkının isteklerine uygun olarak Keşmir için adil ve kalıcı bir çözüm istemeye devam edecektir.

Biz uluslararası topluluğun Hindistan’ı sorumluluklarını yerine getirmeye davet etmek için haklı olan rolünü oynamasını bekliyoruz. 

Saygıdeğer katılımcılar,

Bu noktada Pakistan ve Türkiye’nin birbirine uyma geleneğinin altını çizmek istiyorum, onlar her zaman birbirlerini karşılıklı ulusal meseleleri için desteklemiştir – Kıbrıs olsun Keşmir olsun.

Keşmir halkının adil isteklerine verilen Türkiye’nin devamlı desteği için en derinden gelen takdirlerimizi ifade ediyoruz, buna İşgal altındaki Keşmir (OIC) platformu da dahildir. 

Bu destek hem bizim için hem de Keşmir halkı için bir güç kaynağı olmuştur.

Sarsılmaz inancımız şudur ki, Keşmir halkının fedakarlıkları boşa gitmeyecek ve onlar özgürlük şafağını göreceklerdir. 

İşte o güne kadar, Pakistan halkı Keşmirli kardeşleriyle el ele yürüyecektir.

Sözlerimi bitirirken, bugün burada Keşmir halkını yalnız bırakmamak için bize katılmış olan tüm düzenleyicilere, saygıdeğer konuşmacılara ve misafirlere yine en derin teşekkürlerimi ifade ederim.


Teşekkürler.

Remarks by H.E. Mr. Sohail Mahmood, Ambassador of Pakistan on the occasion of Kashmir Solidarity Day seminar Ankara, 5 February 2016

Excellency Mr. Muhammat Balta, Member of Parliament,
Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Chairman, Saadet Party,
Mr. Temel Karamollaoglu, Deputy President of ESAM,
Prof. Dr. Oya Akgonenç, Ufuk University,
Distinguished participants,
Ladies and Gentlemen!

I wish to begin by expressing our sincere appreciation to all the distinguished guests for honouring us with their presence here this evening.

Our deep gratitude is owned to everyone at ESAM for their invaluable support in co-organizing this event, marking the Kashmir Solidarity Day.

Today, once again, we stand in complete solidarity with our Kashmiri brethren.

For almost seven decades now, these valiant people have waged an epic struggle for the realization of their inalienable right to self-determination -- as enshrined in the United Nations Charter, and as envisaged in numerous UN resolutions.

This fundamental right was repeatedly promised to them by the international community, including India, through a free and impartial plebiscite. Unfortunately, it remains unfulfilled to this day.

Meanwhile, the world has witnessed unspeakable atrocities perpetrated on the Kashmiri men, women and children by the security forces in the Indian Occupied Kashmir.

International and Kashmiri human rights organizations have extensively documented the gross human rights violations in occupied Kashmir, and demonstrated how a peaceful people have been systematically brutalized over decades.

Yet, the world has also witnessed, that no amount of brute force has been able to break the will of the Kashmiri people.

The lesson from history is that the roar and blaze of guns cannot, and will not, crush the spirit of azadi (freedom) that glows in Kashmiri hearts.

So, on 5th February every year, we pay homage to the thousands of Kashmiris who have made the ultimate sacrifice in pursuit of their cherished goal.

We also renew our own unshakable commitment to stand by the Kashmiri people in their long and arduous struggle.
As solemnly reaffirmed by President Mamoon Hussain and Prime Minister Nawaz Sharif, today, Pakistan will continue its moral, diplomatic and political support to the people of Occupied Kashmir till they achieve their inherent right to decide their own future through self-determination.

Distinguished participants,

The issue of Kashmir is about justice, about human dignity and fundamental freedoms, about honoring the pledges made to the Kashmiris 68 years ago.

The Kashmir issue is equally about ensuring durable peace and stability in the region, and realizing the vast untapped economic potential of South Asia.

Pakistan, therefore, continues to call for a just and lasting solution of Kashmir, in accordance with the relevant UN resolutions and the wishes of the Kashmiri people.

We expect the international community to play its rightful role in urging India to fulfil its responsibility.

Distinguished participants,

At this juncture, I do also wish to highlight the abiding tradition of Pakistan and Turkey, always supporting each other on their respective national causes – be it Cyprus or Kashmir.

We express our profound appreciation for Turkey’s consistent support for the just cause of the Kashmiri people, including from the platform of OIC.

This support has been a source of strength, both to us and to the Kashmiris.

It is our firm belief that the sacrifices of the people of Kashmir would not be in vain, and that they would see the dawn of freedom.

Till that day, the people of Pakistan would walk hand-in-hand with their Kashmiri brethren.

As I conclude, I again extend our deep thanks to all the organizers, distinguished speakers, and honoured guests who joined us today to reassure the people of Kashmir that they are not alone.


I thank you.