Pakistan Deniz Kuvvetleri Gemisi Türkiyede Deniz Tatbikatın​a Katılacak

A
NKARA, 04 Kasım 2014: Z9 EC Helikopteri taşıyan, Pakistan Deniz Kuvvetlerine ait PNS ALAMGIR (FFG 260) gemisi, 06-15 Kasım 2014 tarihlerinde, Marmaris’teki Aksaz Deniz Üssü’nü ve Antalya Limanını ziyaret edecek ve Türk Deniz Kuvvetlerinin “Mavi Balina-14” Tatbikatına katılacaktır. Pakistan Deniz Kuvvetlerine ait P3C-Orion uçağı da Dalaman Üssünden tatbikata katılacaktır.
PNS ALAMGIR gemisi, 06-09 Kasım tarihlerinde Aksaz Deniz Üssünde, 13-15 Kasım 2014 tarihlerinede Antalya’da kalacaktır. Gemi çok işlevli bir fırkateyn ve Z9EC helikopteri taşımaktadır. PNS ALAMGIR, ALAMGIR olarak adlandırılan gemilirin üçüncüsüdür.

Mavi Balina tatbikatı, Ortak Deniz Güvenliğini ve birlikte çalışılabilirliğin teşvik edilmesi konusunda hızla önemli bir bölgesel forum haline geliyor. Önemli ülkelerin deniz kuvvetlerinin ve üst düzey heyetlerin Mavi Balinaya katılması, bu tatbikatın Doğu ve Batı ülkelerinin günümüzün en önemli denizcilik sorunlarından biri olan Ortak Deniz Güvenliği için paylaşımda bulunmak, görüşmek ve çözümler üretmek için ortak bir foruma dönüştüğünü göstermektedir. PNS ALAMGIRin bu tatbikata katılması, mevcut olan ikili ilşkileri daha da güçlendirecektir. Üst düzey savunma heyetlerinin karşılıklı ziyaretleri, mübadele eğitim programları ve deniz birliklerinin ziyaretleri, Türkiye-Pakistan savunma ilişkilerinin düzenli özelliğidir. Savunma bağlarını daha da güçlendirmek amacıyla, Pakistan Deniz Kuvvetleri, Şubat 2015’de organize etmeyi planladığı, 5. Çokuluslu AMAN-15 Tatbikatına Türk Deniz Kuvvetlerini de kapsayan 30 Deniz Kuvvetlerinin katılımını beklemektedir.

Pakistan Deniz Kuvvetleri, bölgede, Umman Denizi de dahil, Aden Körfezinden Umman Körfezine kadar, barış ve istikrarın sağlanmasında aktif rol almaktadır. Pakistan Deniz Kuvvetleri, barışla ilgili tüm çalışmalara aktif olarak katılmaktadır. Pakistan Deniz Kuvvetleri, 2003 yılında, Koalisyon Deniz Harekat Planına (Coalition Maritime Campaign Plan-CMCP) katılmış ve şimdiye kadar Koalisyon Görev Kuvveti-150 ye beş kez kumanda etmiştir. Pakistan Deniz Kuvvetlerinin proaktif duruşu ve harekatları sayesinde, harekat bölgesinde teröre bağlı tek bir olay gerçekleşmemiştir.

PAKISTAN NAVY SHIP TO PARTICIPATE IN NAVAL EXERCISE IN TURKEY


ANKARA, 4 November 2014: Pakistan Navy Ship, PNS ALAMGIR (FFG 260) with an embarked Z9 EC Helicopter onboard, will be visiting Aksaz Naval Base Marmaris and Antalya harbour during 6 to 15 November 2014. It will participate in joint Turkish Navy Exercise “Mavi Balina-14”. Pakistan Navy P3C-Orion aircraft will also participate in the exercise from Dalaman airbase.
PNS ALAMGIR will stay at Aksaz Naval Base from 6-9 November and at Antalya from 13-15 November. The vessel is a multi-mission frigate and embarks a Z9EC helicopter. Commanded by Captain Faisal Amin, PNS ALAMGIR is the third ship named as ALAMGIR.  It was commissioned on 31 August 2010 at Mayport Florida USA.  PNS ALAMGIR is part of 25th Destroyer Squadron of Pakistan Navy. 
Mavi Balina is evolving into a common forum for both Western and Eastern nations, to share, discuss and propose solutions for Collaborative Maritime Security which is one of the critical contemporary maritime challenges. PNS ALAMGIR’s participation in this exercise will further strengthen existing bilateral relations of Pakistan Navy with the Turkish Navy and other participating navies. Reciprocatory visits of high level defence delegations, exchange training programmes and visits of naval units is a regular feature of Turkey-Pakistan defence relations. To further boost defence ties, Pakistan Navy is planning to organize the fifth multinational exercise AMAN-15 in February 2015 where more than 30 navies including Turkish Navy are expected to participate.
 
Pakistan Navy is actively involved in maintaining peace and stability in the region - from Gulf of Aden to Gulf of Oman including North Arabian Sea. Pakistan Navy ships are vigorously operating and participating in all peace keeping missions. Pakistan Navy joined the Coalition Maritime Campaign Plan (CMCP) in 2003 and had so far commanded the Coalition Task Force-150 five times. Due to Pakistan Navy’s proactive stance and operations, not a single terrorism related incident has occurred in its area of operation.

Video clip on request

Keşmir’in Kara Günü Türkiye’de Ele Alındı - Türkiye Ezilen Keşmir Halkına Tam Destek Vermeyi Garanti Etti


ANKARA, 29 Ekim 2014, Seminer katılımcıları, Keşmir’de ezilen halka ve onların demokratik hakkı olan özerklik konusuna tam destek verdi. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) ve Pakistan Büyükelçiliği tarafından ortak düzenlene “Küresel Tahakküm ve Keşmir Meselesi” konulu Keşmir’in Kara Gününü Anma toplantısı Salı akşamı Ankara’da düzenlendi. 

ESAM Genel Başkanı Sayın Recai Kutan konuşmasında Keşmir meselesinin dünyanın en büyük problemlerinden biri olduğunu dile getirdi.Keşmir sorununun insanların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda çözülmesi gerektiğini vurguladıı. Türkiye’nin pozitif bir rol üstlenmeye devam edeceğini ve destek çabalarının sorunu çözme yönünde olacağını da sözlerine ekledi.

Ünlü akademisyen, yazar ve TBMM eski üyesi Prof.Dr. Oya Akgönenç yaptığı konuşmada Keşmir meselesini detaylıca anlattı. Keşmir vadisinin Keşmir halkı için bir hapishane haline geldiğini belirtti. Burada ezilen insanlar, Hindistan Silahlı Kuvvetleri tarafından en kötü şekilde yapılan insan hakları ihlalinin kurbanları olduğunu dile getirdi. Prof.Dr. Oya Akgönenç Hindistan tarafından işgal edilen Keşmir’e uygulanan baskıcı politikaları da gözler önüne serdi. Özgürlük aşığı ülkelerin Birleşmiş Milletlerin Keşmir Meselesi kararları ile ilgili üzerlerine düşen görevleri yapmalarını istedi. Prof. Oya Türk Halkının Keşmir sorunu ile ilgili BM kararları kapsamında erken çözülmesi hususundaki verdiği desteği tekrarladı.

Türk bir üniversitede okuyan Keşmirli oğrenci Sayın İshfaq Bashir, Keşmir’de günlük yaşamın zorluklarından kısaca bahsetti. Hindistan’ın iki yüzü olduğunu söyleyen Bashir, bir yüzünde dış dünyaya demokratik bir ülke olduğunu iddia ediyor ve diğer yüzünde Keşmir halkını en kötü insan hakları ihlallerine maruz bırakıyor.

Pakistan Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Aisha Farooqui ,Sorunun ilk tohumlarının 27 Ekim 1947’de Hindistan’ın Keşmir’in Barış dolu Vadisini işgal ettiği zaman görüldüğünü söyledi. Cammu ve Keşmir halkının altmış yıldır temel hakları için mücadele ettiğini ekledi. 2 Ekim 2014 tarihinden beri Hindistan’ın Kontrol Hattını (LoC) ve Sınır Çalışmalarını (WB) ihlal etmesi konusu ile ilgili dinleyicilere güncel bilgiler verdi. Pakistan Başbakanı Nawaz Sharif tarafından başlatılan Hindistan ile barış girişimlerinden de bahsetti. Bu girişimin Hindistan ile kurmaya çalıştıkları samimi komşuluk ilişkilerinin de bir göstergesi olduğunu, Malesef Pakistan’ın samimiyetinin karşılık bulamadığını söyledi. Keşmir Halkına politik, manevi ve diplomatik açıdan tam destek vermeye devam edeceklerini yineledi. Bu bağlamda Türk Devleti ve Halkının tarihi desteğine devam etmesini de takdir ettiğini belirtti.

Belgesel Ezilen Keşmir Halkının ızdırabının ve Hindistan’ın insan hakları ihlalinin altını çizdi.
Etkinliğe Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, düşünce kuruluşlarından temsilciler, Sivil Toplum Örgütleri, Medya ve Pakistan topluluğu katıldı

Daha fazla fotoğraf için http://goo.gl/E5RmZu

Kashmir Black Day observed in Turkey - Unwavering Turkish support for the oppressed people of Kashmir assured

ANKARA, 29 October 2014: The participants of a seminar expressed their full support to the oppressed people of Kashmir and their democratic right to self-determination. The seminar, to commemorate Kashmir Black Day, was organized by Economic & Social Research Centre (ESAM) and the Embassy of Pakistan under the theme “Global oppression and Kashmir problem” here on Tuesday evening.

Mr. Recai Kutan, Director General of ESAM in his speech said Kashmir issue is one of the biggest problems of the world. He stressed on the need to resolve Kashmir dispute according to the aspirations of the people of Kashmir. He said Turkey will continue to play a positive role and shall support efforts aimed at resolution of the dispute.

Prof. Dr. Oya Akgönenç, noted academician, writer and former member of the Turkish Grand National Assembly, in her keynote speech explained the Kashmir issue in detail. She said the entire Kashmir valley has become a prison for Kashmiri people. These oppressed people are the victims of worst form of human rights violations by the Indian armed forces. Prof. Dr. Oya Akgönenç showed concern at the escalating repressive policies of India in the occupied Kashmir. She urged all freedom loving nations to play their due role in resolving the Kashmir dispute as enshrined in United Nations resolutions.  Prof. Oya reiterated support of the Turkish people for the early resolution of Kashmir dispute according to UN resolutions.

Mr. Ishfaq Bashir, a Kashmiri student studying in a Turkish University narrated the hardships of daily life in Kashmir. He said India has two faces - her face for the outside world is that of her claims to be a democratic country while her other face is for the Kashmiri people who are subjected to worst kind of human rights abuses.

Earlier, Mrs. Aisha Farooqui, Chargé d'Affaires of Pakistan Embassy said the seeds of conflict were sown on 27 October 1947 when India occupied the peaceful valley of Kashmir. She said the people of Jammu and Kashmir are struggling for their fundamental right to self determination for over six decades. Mrs. Aisha Farrooqui updated the audience about the continued violation of Line of Control (LoC) and the Working Boundary (WB) by India since 2 October 2014. She referred to the peace initiatives with India undertaken by the Government of Prime Minister Nawaz Sharif. She said these initiatives were a manifestation of Pakistan’s sincerity to establish good neighbourly relations with India. Unfortunately, Pakistan’s sincerity has not been reciprocated. She reiterated that Pakistan will continue to extend its fullest political, moral and diplomatic support to the people of Kashmir. She also appreciated the continuing historical support of the people and Government of Turkey in this regard.

A documentary highlighting the misries of the oppressed Kashmiri people and India’s human rights violations was also screened. A large audience including Chairman of Saadat Party Prof. Dr. Mustafa Kamalak, representatives of Turkish think-tanks, NGOs, media, and Pakistan community attended the event.

ENDS
More photos on http://goo.gl/E5RmZu

Sayın Ishfaq Beşir (ODTÜ'de Keşmir öğrenci) tarafından Konuşması Keşmir Kara Günü kutlamanız yapılan

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla; (Bismillahirrahmanirrahim)

İyi akşamlar hanımlar ve beyler. Ben Ishfaq Bashir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ’de) inşaat mühendisliğinde yüksek lisans yapıyorum. Azadi Keşmir’de doğup büyüdüm. Kalbimizin Keşmirli olanlarla beraber attığını göstermek için her yıl 27 Ekim’de Keşmir bağımsızlık gününü kutluyoruz. Bugün bir Keşmirli olarak size Keşmir’in hikayesini anlatmak için karşınızdayım. Keşmir; günümüzde ikiye ayrılmış durumda: bugün ailemin yaşadığı Azadi Keşmir ve Hindistan tarafından işgal edilmiş, bu haksız işgal yüzünden hiç göremediğim birçok akrabamın yaşadığı Cemmu Keşmir.


Ben Azadi Keşmir’de Neelum vadisinde yaşıyorum. Neluum vadisi sınır kontrol çizgisi boyunca uzanmaktadır. Ben, ailem ve yakın çevredekiler bu sınırdaki bombardımanın doğrudan hedefi olduk. 1999 (bin dokuz yüz doksan dokuz) ‘da benim kendi köyümde; beş lise öğrencisi, öğle vakti okuldan evlerine dönerken Hindistan askeri birliklerinin yoğun bombardımanları yüzünden, yollunu kaybetti. Ve ekim 2000 (iki bin)’de kuzenim sınır kontrol çizgisinde şehit oldu ve ben aynı gün orada acı çeken onlarca insan gördüm. Tarlalar yok ediliyor, hayvanlar öldürülüyor, evlerimiz yıkılıyor… Jammu Keşmir’de ise durum daha da kötü…


Allah bu dünyaya güzellikler bahşetti. Dünya’daki her yer birbirinden farklı ama hepsinin ayrı bir büyüsü var. Bir zamanlar yeryüzündeki cennet olarak bilinen Keşmir; son 65(altmış beş) yıldır çatışma içinde ve kendi halkının itirazlarına rağmen Hindistan’ın işgali altında. Keşmirlilerin; Güvenlik konseyine, insan haklarına ve Hindistan’ın kurucularının verdiği sözlere uygun olarak bulunduğu barış talepleri; şiddet ve baskıyla cevap buldu.


Keşmir sadece bir bölge sorunu değil; aynı zamanda bir insanlık sorunu. Ayrılan şey Keşmir değil, ayrılan şey insanlar, ayrılan şey biz Keşmirlilerin paylaştığı yüz yıllık kültür. Ayrılanlar; sınırın diğer tarafında kalan kardeşlerimiz. Paylaştığımız şey ise, Hint askeri kuvvetlerinin şiddeti karşısında hissettiğimiz acı…. İronik olan şey şu ki; Hindistan, demokratik bir ülke olduğunu iddia ediyor ama gerçekte Hindistan’ın bir Keşmirlilere gösterdiği bir de dünyanın geri kalanına gösterdiği iki yüzü var. Keşmir insan haklarının dramatik ihlaline şahit oldu; insanlar zincirlendi, siyasi liderleri hapsedildi. İnsan değilmişiz gibi, haklarımız yokmuş gibi davranılıyor. Keşmir Vadisi; rastgele insan öldüren, masum erkekleri, kadınları ve hatta çocukları yaralayan 700.000( yedi yüz bin) silahlı güvenlik kuvvetiyle dünyanın en çok silahlandırılmış bölgelerinden biri.

Azadi Keşmir bölgesine ait olan bizler, Pakistan’la olan kardeşçe ilişkimizden memnunuz ama eşit haklardan mahrumuz ve Pakistan’ın demokratik sisteminde tam olarak yer almak istiyoruz; ancak bu; Keşmir sorunu Keşmirlilerin isteği doğrultusunda çözülmediği sürece mümkün olmayacak. Türk milletine ve hükümetine Keşmir’i destekledikleri ve 2005 depreminde yardım ettikleri için burada teşekkür etmek istiyorum. Uluslararası toplumun insan haklarının ihlaline karşı gereken tepkiyi göstermesinin zamanı geldi; eğer biz Keşmirliler olarak sesimizi çıkarmayacaksak kim ses çıkaracak?
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.


Remarks by Aisha Farooqui Charge D’Affaires of Pakistan Embassy, on the occasion of the Seminar on Kashmir Black Day (28 October 2014)

The Honorable Mr. Mustafa Kamalik,
Mr. Recai Kutan,
Distinguished Guests
Ladies and Gentlemen
Asalam u Alikum

I wish to begin by thanking all our honoured guests for taking the time out to attend the Seminar on Kashmir’s Black Day.

I would like to express my special thanks to Mr. Recai Kutan, Director General of ESAM and to members of ESAM for organizing this event.

Allow me also to express our deep gratitude and appreciation to all the speakers for their excellent presentations.

Ladies and Gentlemen, Today’s gathering is a strong expression of solidarity with the valiant and just struggle of the Kashmiri people for their inalienable right of self determination.

We observe the Black Day of Kashmir to mark the genesis of the injustice done to the people of Kashmir.

In recalling the events of 26 October 1947, we understand how the seeds of conflict were sown in the peaceful valley of Kashmir and how even after six decades the people of Jammu and Kashmir are still struggling for justice and for their fundamental right to self determination.

For over six decades, the Kashmiri people have rendered countless sacrifices for their right to self-determination, as envisaged in the relevant UN resolutions.

It is important that the just struggle of the Kashmiri people is supported by all justice and freedom-loving peoples across the world.

It is also important that the fundamental human rights of the people of Jammu and Kashmir are respected and promoted.

As you may know, a million man march was undertaken on 27 October 2014 in Central London by the Kashmiri Diaspora in the UK to draw attention of the world towards the ongoing human rights violations and fundamental freedoms in Jammu and Kashmir.

Ladies and Gentlemen, the situation on the Line of Control (LoC) and the Working Boundary (WB) between Pakistan and India is facing a crisis currently due to the violation of ceasefire agreement by Indian security forces since 2 October 2014.

Heavy Indian firing in the last 3 weeks has resulted in deaths of dozens of innocent civilians across the LoC as well as injury to scores of people.

The peace initiatives with India undertaken by the Government of Prime Minister Nawaz Sharif was a manifestation of our sincerity to establish good neighbourly relations with India.

Unfortunately, Pakistan’s sincerity has not been reciprocated.

While seeking a peaceful settlement of Jammu and Kashmir dispute, which is the core dispute between Pakistan and India, Pakistan will continue to express its complete solidarity with the Kashmiris and extend its fullest political, moral and diplomatic support to their just cause.

The people of Pakistan are indebted to their Turkish brethren for extending consistent support to the Kashmiri cause.

This support is a cause of great strength, both to us as well as to the Kashmiri people.

We hope to witness a day soon when the brave Kashmiris would be able to enjoy their freedom and their fundamental rights.

In conclusion, I would like to once again extend our warm thanks and gratitude to the organizers of this seminar, distinguished speakers and the ladies and gentlemen who have participated in today’s event.


I thank you.

Kaşmir Kara Günü konulu Seminer için Maslahatgüzar Ayşa Farooquin’nin notları (28 Ekim 2014)

Sözlerime Keşmir’in Kara Günü seminerine katılmak için vakit ayıran değerli konuklarımıza teşekkür ederek başlamak istiyorum.

ESAM Genel Başkanı Sayın Recai Kutan ve bu organisazyonu gerçekleştiren ESAM üyelerine özel teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

İzninizle tüm konuşmacıların mükemel sunumlarından dolayı şükran ve takdirlerimide ifade etmek istiyorum

Bayanlar ve Baylar, Bugün burada toplanmamız, Keşmir Halkının yürekli dayanışmalarının ve vazgeçilemez özerklik haklarının mücedelesinin güçlü bir ifadesidir.

Keşirm Halkına yapılan adaletsizliğin başlama noktasını işaret ederek Keşmir’in Kara Gününü incelemek istiyoruz.

26 Ekim 1947 yılında olan olayları hatırladığımız zaman, Kaşmir’in barış dolu vadisine anlaşmazlık tohumlarının nasıl ekildiğini anlıyoruz ve 60 yıl sonra bile Cammu ve Keşmir’de ki halk hala kendi adalet ve özekrikleri için mücadele ediyorlar.

Daha sonra program içerisinde yer alan kısa belgesel kırizin tarihi ile ilgili izleri gösterecek

Altmış yılın üzerinde Keşmir’de ki Halkın özerklik hakları için verdiği sayısız özveri, Birleşmiş Milletlerin konu ile ilgili olan kararı ile oratya çıkacak

Tüm dünyadan adalet ve özgürlük aşığı insanların Keşmir Halkına verdiği destek çok önemli

Cammu ve Keşmir Halklarının temel insani haklarına saygı duyulması ve geliştirilmesi de çok önemlidir.

Belki biliyorsunuzdur, Dün; Cammu ve Keşmir’de ki insan hakları ihlali ve temel özgürlüklere Dünya’nın dikkatini çekebilmek için İngiltere’de Londra’nın merkezinde Keşmir Diasporası tarafından düzenlenen yürüyüşe miyonlarca insan katıldı

2 Ekim 2014 yılında Hidistan Güvenlik Güçleriyle yapılan ateşkes anlaşmasının bozulmasından dolayı, Pakistan ve Hindistan, Kontrol Hatı (LoC) ve Sınır Çalışmaları (WB) konusunda bir kırizle yüz yüze kaldı

Son üç haftada Hindistan tarafından açılan ateş sonucunda kontrol hattı üzerinde düzinelerce masum insan öldü, çok sayıda kişide yaralandı.

Başbakanımız Nawaz Sharif tarafından başlatılan barış girişimleri, Hindistan’la kurmaya çalıştığımız samimi komşuluk ilişkilerinin de bir göstegesidir.

Malesef Pakistan’ın samimiyeti karşılık bulamadı. Şu an Hindistan Devlet Yönetiminde bulunan Bharatiya Janata Partisi’nin Pakistan’la olan barış fikrine karşı bazı karşıt görüşleri var.

Cammu ve Keşmir’e güvenli yerleşim arayışında Pakistan Keşmir’e  haklı sebeplerinden dolayı politik, manevi ve diplomatik açıdan tam destek vermeye devam edecek

Pakistan Türk Kardeşlerine, Keşmir Sorununu yayma konusu ile ilgili verdiği daimi destekten dolayı minnettardır

Bu destek, hem bize hemde Keşmir halkına büyük bir güç veriyor.

İleride Cesur Keşmir Halkının özgürlüklerini kutlamalarına şahitlik edebilmeyi umut ediyoruz.

Son olarak bu seminerin organizatörlerine, değerli kouşmacılara ve bu etkinliğe katılan bayan ve baylara  en içten teşekkürlerimizi ve minnettarlığımızı ifade etmek istiyorum


Teşekkürler.

Keşmir: Güney Asyanın Kanayan Yarası - Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL - 27 Ekim 2014

Dünya sadece Türkiye ve yakın çevresi ağırlıklı dönmüyor. Yeni bir Hicri Yıla (1436) girdiğimiz şu günlerde İslam dünyasındaki bölünmüşlük, işgaller, kan ve gözyaşları bitmek bilmiyor. Her yeni yıl, bu sarmaldan çıkış için bir “umut yılı” olarak kabul edilse de, sonuç ne yazık ki hep aynı. 
Bu sorunun sembol adreslerinden birisi de bizden binlerce kilometre ötede, Himalaya eteklerinde yer alıyor. Buradaki Müslümanlar 1947’den bu yana, tam 67 yıldır bir ümidin gerçeğe dönüşmesini bekliyor.
Halkının yüzde 80’i Müslüman olan, fakat İngiltere’nin böl-yönet politikasının bir sonucu olarak başındaki Hindu Vali’nin halkın iradesini hiçe sayarak Hindistan ile birleşme kararı almasının ardından 27 Ekim 1947’de işgale uğrayan Keşmir, aynı zamanda Soğuk Savaş’ın ve onun çifte standartlara dayalı politikalarının “yılmaz savunucusu” Birleşmiş Milletler’in mağdur ettiği bir bölge.
***
Evet, bir çoğumuzun sadece Keşmir olarak bildiği Cammu ve Keşmir, Güney Asya’nın kanayan yarası olmaya devam ediyor. 
“Cennet Vadi” adıyla da bilinen, stratejik konumu itibarıyla Güney Asya’nın kalbini oluşturan Keşmir, adeta Asya’nın ikinci Fergana Vadisi. Fergana Vadisi nasıl Orta Asya devletlerinin tam ortasında yer alıyor ise, Keşmir de Çin (daha doğrusu Doğu Türkistan), Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet’in tam ortasında yer alıyor.
Aradaki temel fark, Fergana’nın işgal edilmemiş olması!
***
Keşmir’e tamamen hakim olan gücün bölgeye önemli ölçüde güç projeksiyonu yapabileceği, her türlü dinamikleri rahatlıkla harekete geçirebileceği ortada. Daha somut bir ifadeyle, bölge bu devletlerin geleceği açısından önemli bir kilit konumunda.
Dolayısıyla, temelinde jeo-kültürel farklılıkların olduğu “Keşmir Sorunu”, geldiği aşama itibarıyla küresel güç mücadelesinin, bir diğer ifadeyle Üçüncü Büyük Oyun’un da “cazip adreslerinden” biri konumunda. 
Bölgenin jeo-stratejik önemi, jeo-kültürel farklılıklardan kaynaklanan nedenlerin bir adım önünde, hatta onun bir aracı konumuna dönüştürülmüş vaziyette. Sorunun artık bu yönüyle ön plana çıkartılmamasının ve İslam dünyasının büyük ölçüde duyarsız kalmasının/duyarsızlaştırılmasının altında da bu yatıyor.
***
Ve sorunun tarafları artık sadece Pakistan ve Hindistan değil. Önümüzdeki süreçte meselenin daha da uluslararasılaştırılması söz konusu olacağa benziyor.
Pakistan ve Hindistan’ı 1947’den bu yana üç kez savaşa sürükleyen, “nükleer savaş” dahil olmak üzere her an yeni bir savaşa sebep olabilecek Keşmir’in doğusu (Aksai Çin), 1960’ta Hindistan-Çin arasında yaşanan ve Hindistan’ın kaybettiği savaştan bu yana Çin’in kontrolü altında. Dolayısıyla Çin, 1960’tan bu yana sorunun aktif bir parçası konumunda ve Pakistan’ın bu noktada en önemli müttefiki olarak karşımıza çıkıyor.
ABD’nin Çin’i çevreleme politikasının önümüzdeki süreçte Bangladeş, Myammar, Kamboçya, Tayland, Tibet  ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte bu bölgeyi de içine alacak olması, Pekin’i uzun bir süredir ön alıcı politikalara itmiş görünüyor. Bu da, söz konusu sorunun daha komplike bir hal alması demek!
***
Bu durum, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olmayan Hindistan’ın işine ne kadar gelir bilinmez ama diğer üyelerin önemli bir kısmının işine uzunca bir süredir geldiği aşikar. 
Zaten sorunun bugüne kadar uzamasının altında da bu yatıyor. Hatta 11 Eylül öncesi itibarıyla önemli ölçüde mesafe kat etmeye başlayan Taç Mahal sürecinin 11 Eylül sonrası itibarıyla sabote edilmesinin altında da bu husus yatıyor.
Afganistan’ın işgaline önemli bir gerekçe oluşturan “terör”ün kapsama alanına Keşmir’in de dahil edilmiş olması bu açıdan oldukça dikkat çekici. Terörle mücadele adı altında Keşmir’deki işgal sürecinin daha da derinleştirilmesi-genişletilmesi ve BM kararlarının Hindistan tarafından devamlı şekilde ertelenmesi, aslında sorunun daha da kronik bir hal almasından başka bir şeye hizmet etmiyor!
***
Bu arada, bunca sorun içerisinde niçin Keşmir’i yazdığıma gelince... 
Milli Mücadele yıllarında İslam’ın son kalesi için bütün mal ve mülklerini satıp bize gönderen ve kurtuluşumuz için dua eden “Hindistan Müslümanları”nın torunları burada yaşamaya devam ediyor. Dolayısıyla, en azından bu yazıyla da olsa yanlarında olduğumuz mesajını buradan vermeye çalıştım.
Türkiye’nin bir an önce gerçek gündemine dönmesi bundan ötürü oldukça önemli. Türkiye gerçek gündemine dönmedikçe ve tarihsel misyonunu sahiplenmedikçe bu coğrafyalar kan kaybetmeye devam edecek...
Yazık! 
Courtesy: Milli Gazete

10 round of Turkey-Pakistan High Level Military Dialogue Group concluded in Rawalpindi, Pakistan

The 10th Round of High Level Military Dialogue Group (HLMDG) meeting concluded on the 3rd day between Pakistan and Turkey in the Ministry of Defence,Rawalpindi, Pakistan. Lt Gen (Retd) Muhammad Alam Khattak, Secretary Defence was leading the Pakistani delegation whereas Turkish delegation was headed by General Yasar GULER, Deputy Chief of Turkish General Staff, Ministry of National Defence.
It may be recalled that the forum of HLMDG was established in 2001 for promoting defence collaboration between both brotherly countries. The 9th Round of HLMDG was held in Ankara, Turkey in October 2013. Under the umbrella of HLMDG, two Sub-Groups are formed, namely (a) Defence Industry Working Group under Ministry of Defence Production and (b) Politico Military Working Group under Joint Staff Headquarters.
The preliminary session opened with a welcome address by the Secretary Defence, Pakistan and the Turkish head of delegation, who are both Co-Chairmen of HLMDG from Pakistan and Turkey respectively. Both groups reviewed the progress and put forth their reports for deliberation before the Co-Chairmen. On reaching consensus based on mutual discussions, the minutes were signed. It was agreed that an Interim Progress Review will be conducted by both sides in April-May 2015 through diplomatic channels.
Pakistan and Turkey discussed regional matters of security and discussed the security paradigm. Both sides appreciated the extent of defence Industrial cooperation and desired to expand it to strategic level.Turkey and Pakistan have been cooperating in training and exercises and Turkish Navy’s participation in Aman Exercise has been significant in the past.
Turkish Delegation visited Pakistan Aeronautical Complex Kamra earlier today. Turkish side showed keen interest in the top of the line JF-17 Thunder Aircraft being built at Kamra. They had a look at the facility and appreciated the skill and technical level of the workers and engineers. Turkish General Yasar Guler on the occasion said that “there is a great scope for Pakistan-Turkey in defence collaboration and aircraft manufacturing, engineering, repair and refurbishment holds lot of potential”.
The next meeting is scheduled to be held in Ankara next year which will further the process of collaboration and cooperation. Both sides impressed upon implementation of various decisions in true letter and spirit. 

WORKING GROUPS OF 10TH HLMDG DISCUSS TRAININGS AND EQUIPMENT IN DEFENCE

Islamabad, 22 October 2014: The10th HLMDG Meeting between Pakistan and Turkey which commenced on the 2nd day to discuss matters of training and defence equipment. The two meetings were held in Ministry of Defence and Defence Production respectively. The working group was headed by Major General Farrukh Bashir, DG FMC, JSHQ from Pakistan side and Major General Oguz Serhad HABIBOGLU, DG Force Improvement & Source Management, Head of Defence Industry Working Group from Turkish side.
Turkey and Pakistan have historical and brotherly relations and both sides wish to translate the relations to help each other in the field of defence, trade, economy and further the impetus. Secretary Defence Lt. General (Retd) Muhammad Alam Khattak during his remarks said “our resolve of a peaceful and stable region remains undeterred despite difficulties. Our Armed Forces are fighting the menace with full determination. Achieving peace in the region is of paramount importance”.
Turkish side also gave a presentation discussing the security situation and Regional Role. Turkish General Yasar Guler said both countries are cooperating in the field of air, sea and land and we must further diversify the scope of this cooperation.
Pakistan and Turkey have jointly been working in the field of Defence and recent strides in the field of communication, aircraft & shipbuilding is commendable. During a meeting with Secretary Defence Production Lt. General (Retd) Tanvir Tahir Turkish General Yasar Guler said that “Both Pakistan and Turkey should explore new ways of improving cooperation in the field of Defence. “Pakistan like Turkey is a future energy corridor and has an important place in the region”. Turkey showed great interest in coming and placing stalls at IDEAS 2014. They also showed interest in visiting the Defence Industries at Kamra, Wah, Taxila and Karachi.
The delegation also met other important offices before being hosted for an official dinner by Secretary Defence Lt. General (Retd) Muhammad Alam Khattak. The dinner was attended by important and senior people from both sides. Turkish General thanked Secretary Defence for kind hospitality and expressed happiness over the successful visit.